Level 3 Level 5
Level 4

New level


100 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
loophole
yasa boslugu
in the course of
sirasinda, esnasinda
leniency
musamaha, hosgoru
to head off
onlemek, onune gecmek (to he...)
to nip something in the bud
başlangıçta durdurmak, daha başlangıçta bir şeyin önünü almak
vexing
üzücü, endişelendirici, can sıkıcı
noisy withdrawal
avukatin muvekkilin isini almadigini duyurmasi
remedial measures
düzeltici önlemler/tedbirler
scaffold
daragaci
eternity
sonsuzluk
infidelity
ihanet, sadakatsizlik
conclusion of law
olaylara geçerli yasal hükümleri uygulayarak sonuç bulma
contemporaneous
cagdas, es zamanli
levy taxes
vergi koymak
collection of revenue
gelir toplama (coll...)
to tenure
kadrolu olmak, kadro almak
to reign
hukum surmek, saltanat surmek
standing
dava acabilme statusu, yetkisi
mootness
hukuki menfaatin sona ermesi
to idle
motorun bosta calismasi
ignition
(arabada) kontak
nonetheless
bununla beraber, yine de
to be subjected to
tabi tutulmak, maruz kalmak
consideration
(common law terimi) semen, bedel
good and valuable consideration
uygun ve geçerli bedel
inducement
saik, neden
fraud in the inducement
saikte hata
offeror
teklif eden, icapçı
offeree
teklif edilen
equitable
adil, adalete uygun
forbearance
musamaha, sabir, tolerans, kacinma, sakinma
promisor
vaadde bulunan kişi
promisee
kendisine vaatte bulunulan kimse
promissory estoppel
önceden yapılan beyanın değiştirilmesinin yasaklanması, önceki beyanlarına aykırı tutum yasağı
unilateral contract
tek taraflı sözleşme
retraction
cayma, sözünden dönme
revocation
saticinin, alici henuz teklifi kabul etmemisken caymasi
incapacity
ehliyetsizlik, salahiyetsizlik
duress
icbar, ikrah, korkutma (sozlesmeyi etkisiz hala getiren faktorlerden biri)
statute of frauds
anglo-amerikan hukukunda bazı anlaşmaların yazılı formda yapılması gerektiğini öngören kural
unconscionability
fahişlik, vicdansızlik (sozlesmenin semene iliskin hukumlerindeki adaletsizlik)
third party beneficiary
üçüncü kişi lehine
detrimental
zararli
reliance
guven, itimat
detrimental reliance
sozlesme yerine gecebilen bir tarafin zararina olan verilmis soz gibi
material breach
sozlesmenin esasina iliskin ihlal
to rescind
iptal etmek, feshetmek (sozlesme oncesi konuma geri getirmek icin de kullanilabilir, baslangictan itibaren yok sayma gibi)
to plead
suçlamak
nuisance
dert, sıkıntı
private nuisance
gürültü vb gibi nedenlerle komşulara verilen rahatsızlık
diaper
bebek bezi
soiled
kirli
lawn
cimenlik, cimlerle kapli alan
ornament
süs, tezyinat
to divert
başka yöne çevirmek, yolundan çıkarmak
essence
öz, esas nitelik
petty
ehemmiyetsiz, ufak tefek, cuzi
trivial
onemsiz, ıvır zıvır, abes
sounding in damages
tazminat davasi
disbursement
masraf, harcama
thereof
bunlarla ilgili
hereto
bu konuya iliskin olarak
hereby
bu vesileyle, bundan oturu, sonuc olarak
cause of action
hukuki sebep, dava açma hakkı veren neden
provision
hüküm, koşul
to err
yanılmak, hata yapmak
in the instant case
görülmekte olan davada
contention
iddia, ihtilaf konusu
to prescribe
öngörmek, tayin etmek (şartları/kuralları)
to impose
uygulamak, dayatmak, zorlamak
newsworthy
haber değeri taşıyan
contemplation
tasavvur, mülahaza
contemplation of bankruptcy
iflas beklentisi
contemplation of death
birinin ölümünü bekleme
secluded
mahrem, mahfuz, kapali
ultra vires
yetki dışı, yetki aşımı
scrutiny
inceleme, tehkik
under scrutiny
incelenmekte
steel mill
çelik fabrikası
segregation
ırk ayrımı, ayrımcılık yapma
attorney general
ABD Adalet bakani
disheartening
iç karartıcı, moral bozucu
to adjudicate
hüküm vermek, karar vermek
writ of mandamus
yüksek mahkeme emri, yüksek mahkeme müzekkeresi (injunction)
injunction
mahkeme emri
repugnant
muhalif, zıt
void
geçersiz, batıl, hükümsüz
ex post facto
makabline şamil, yürürlüğe girmesinden önceki olaylara uygulanabilen kanun
retroactively
geçmişe dönük olarak
habeas corpus
hakim önüne çıkarma emri
habeas corpus act
haksız yakalama ya da tutuklamayı yasaklayan kanun
to bear arms
silah taşımak
incidental
istege bagli, tesadufi
to strike down
Lağvetmek, kaldırmak, etkisizleştirmek
struck
strike fiilinin past tense cekimi
mudguard
çamurluk
to enforce
yerine getirmek, tatbik etmek
to gloss
şerh koymak, şerh etmek
to be at odds
aralarında anlaşmazlık olmak, araları açık olmak (birilerinin)
to be at odds with
aykırı olmak