Level 10 Level 12
Level 11

Sık Karıştırılan Benzer Kelimeler


739 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
to abandon
terk etmek, vazgeçmek (bir plan veya girişim söz konusu olduğunda)
to desert
terk etmek, bırakıp gitmek (to des..)
to abjure
yemin ederek reddetmek, inkar etmek (to ab...)
to adjure
yalvarmak, yalvara yakara istemek
abolition
iptal, fesih, ilga
to abrogate
feshetmek, ilga etmek, lağvetmek (to abr...)
to arrogate
haksız iddiada bulunmak, üzerine atmak (to arr...)
to be absolved of
borçtan veya yükümlülükten kurtulmak (... of)
to be absolved from
bir suçtan beraat etmek, aklanmak (... from)
accepter
alıcı, muhatap (yaygın kullanım)
acceptor
alıcı, muhatap (hukuk dilinde)
in accord with someone
biriyle anlaşma halinde (in acc... )
in accordance with the law
yasalara uygun olarak
accounting
muhasebe (mali işlerin yönetilmesi)
bookkeeping
saymanlık (bo..)
acknowledgment
onay (ac..)
verification
doğruluğunu ispat etme (ve..)
acquittal
aklanma, berat, temize çıkma (ac...)
acquittance
borcu ödeme (acq...)
acquit of
beraat etmek (doğru kullanım) from degil
acuity
keskinlik (fiziki duyular açısından örn: görüş keskinliği) (ac..)
acumen
keskinlik, sivrilik (zekâ yönünden)
adequate
münasip, uygun (nitelik olarak yeterli)
sufficient
kafi, yeterli (nicelik yönünden)
adherence
vefa, bağlılık
adhesion
yapışma, katılma (yaygın kullanım)
to administer
yönetmek (doğru kullanım)
administrator
tasfiye memuru
executor
vasiyeti yerine getiren kimse
admission
giriş izni (... ion)
admittance
(sadece fiziksel olarak) giriş izni (... nce)
admission
kabul, itiraf, ikrar
confession
(özellikle) suçu itiraf (co...)
admonition
ihtar (yaygın kullanım) (adm..)
to adopt
benimsemek, evlat edinmek
to adapt
iktibas etmek, uymak
adopted
evlat edinilen
adoptive
evlat edinen
adverse
muhalif, muhasım (kişi) (ad..)
averse
muhalif, karşıt (tavır) (av..)
to affect
etkilemek, duygu (to af...)
effect
etki , neden olmak (ef...)
affirmance
kararın tasdiki (aff...)
affirmation
doğrulama, onay, yemin yerine geçen söz (aff...)
age of capacity
sözleşme imzalama gibi hukuki fiilleri yerine getirebilme yaşı
age of consent
evlenmeye karar verebilme yaşı
age of majority
rüşt yaşı (age of capacity’ den daha geniş sorumluluklar yükler)
age of reason
akıl çağı, kişinin doğruyu yanlıştan ayırabildiği yaş
to aggravate
kötüleştirmek (durumu )
to irritate
kızdırmak (kişiyi)
agreement
mutabakat, anlaşma (genel anlamda)
aide
yardım eden kişi, yardımcı
to allege
doğru olduğunu iddia etmek
to accuse
itham etmek, suçlamak
to allude
ima etmek
to advert
bahsetmek, değinmek (to ad...)
allusion
ima
illusion
hile, illüzyon
allot
pay, tahsis (al..)
alternate
yedek, vekil
ambiguous
belirsiz, müphem
ambivalent
ikircikli, kararsız (kişi)
amenable
mükellef, sorumlu (ame..)
amenity
hoşluk, letafet (ame..)
to amend
yasayı değiştirmek
to make amends
tazmin etmek (to make ...)
amiable
samimi, dost canlısı (kişi) (amia..)
amicable
dostane (ilişki) (amic..)
to anticipate
tahmin etmek
to expect
ummak, beklenti içinde olmak
antidote
panzehir, ilaç
antimony
çelişen karar
anxious
endişeli
eager
istekli
appellant
temyize götüren kişi
appellee
temyizde davalı taraf
petitioner
temyize götüren kişi (bazı mahkemelerde) (pet...)
respondent
temyizde davalı taraf (bazı mahkemelerde) (res...)
to appertain
ait olmak (to app...)
to pertain
ilgili olmak (to pe..)
appraisement
kıymet takdiri, değer biçme (app...)
to appraise
değer biçmek (to app...)
to apprise
haber vermek, haberdar etmek, bilgi vermek (app..)
to appropriate
zimmetine geçirmek, iç etmek, el koymak (to app...)
to endorse
desteklemek (to en...)
arbiter
hakem, ara bulucu, söz sahibi, efendi
arbitrator
tahkimi yürüten kişi
assault
saldırı, fiili tecavüz
battery
müessir fiil
to assay
yoklamak, tahlil etmek, analiz etmek
to essay
denemek, kalkışmak, tecrübe etmek
assent
kabul, rıza (gönüllü olarak) a....
consent
kabul, rıza (c....)
to assure
ikna etmek, güven vermek, garanti vermek
to ensure
garanti altına almak, kesinleştirmek (to en...)
to insure
sigorta etmek (to in..)
to attain
erişmek, nail olmak, kazanmak, elde etmek (to at..)
to obtain
edinmek (to ob..)
to bar
engel olmak, kısıtlamak (to b..)
barrister
dava vekili (bar..)
solicitor
hukuk danışmanı (sol...)
bemuse
şaşkın, sersem
to amuse
eğlendirmek, kırıp geçirmek, oyalamak (to am..)
benefactor
bağışçı, yardımsever, muhsin (...ctor)
beneficiary
yardımdan yararlanan
beneficient
iyiliksever, lehtar (ben..)
benevolent
hayırlı, cömert, iyicil, hamiyetli (ben..)
beside
bitişiğinde, yanında
besides
ayrıca
between
arasında (iki kişi, şey)
among
arasında (ikiden fazla kişi, şey)
to blackmail
şantaj yapmak
to graymail
hisse senetlerinin tehditle satın alınması
to born
doğmak
to breach
ihlal etmek, bozmak (to b..)
breech
arka taraf, dip, kıç, ters doğum (br..)
cannon
büyük top, bombardıman silahı (ca)
canon
ilke, kanun, nizam, kriter (ca...)
canvas
branda (ca...)
to canvass
propaganda yapmak, oy toplamak, seçmenleri dolaşarak oy istemek (to ca..)
capitol
hükümet binası
capital
başkent, sermaye
carat
karat( elmas için)
cause célèbre
meşhur dava
cause
sebep, hukuk davası
to cede
terk etmek, teslim etmek, vazgeçmek (to ce..)
secede
görevden ayrılmak, (siyasal/dinsel bir örgütten/bir devletten/federasyondan) (to se...)
to censor
sansürlemek
to censure
kınamak, sertçe eleştirmek (to cen..)
cession
devir, temlik, (mal/hak vb) feragat (ce..)
session
celse, oturum, seans
subject
tebaa, halk
to cleanse
arındırmak (manevi), (yara) temizlemek (to cl..)
to clench
sıkıca yakalamak, kenetlemek, perçinlemek (to cl..)
to clinch
kenetlenmek, sıkı tutmak, kucaklamak (to cl..)
to collaborate
iş birliği yapmak, el ele vermek (to co..)
to corroborate
kanıtlarla desteklemek, pekiştirmek (bir düşünce vb'ni) (to cor..)
colloquy
konuşma, mütamele( mahkemede)
colloquium
kolokyum, akademik toplantı
commendable
övgüye değer
commendatory
tavsiye eden
commonwealth
İngiliz devletler topluluğu
commonweal
kamu yararı
to compare with
karşılaştırmak
to compare to
benzetmek
to compel
zorlamak, mecbur etmek (to co..)
to impel
sevk etmek, yöneltmek (to im..)
compendious
kısa, muhtasar
voluminous
kapsamlı
competency
yetenek, ehliyet, yargılama yapma yetkisi
complacent
halinden memnun, keyfi yerinde, boşveren (com..)
complaisant
müsamahakar, hoşgörülü, müşfik (....sant)
compliment
övgü, iltifat (com...)
complement
bütün, tüm
to comprise
içermek, kapsamak, ihtiva etmek
to compose
bestelemek, oluşturmak, meydana getirmek
compulsive
zorlayıcı, mecburi (...sive)
compulsory
zorunlu (....sory)
conclusory
dayanaksız (conc..)
conclusive
inandırıcı, kati
concurrence
muvafakat (conc...)
to condemn
mahkûm etmek, suçlu bulmak
to contemn
küçümsemek, hor görmek, mahkemeyi aşağılamak
conferral
ödüllendirme, onure etme, bahşetme, takdim etme (con...)
confident
kendinden emin
confidant
sırdaş, güvenilecek kimse
conformity
uygunluk, uyumluk
congruous
uygun, uyumlu (kişi)
congruent
uygun, uyumlu (nesne, geometrik şekil)
to conspire
komplo kurmak (komploda aktif rol üstlenerek anlaşma yapmak)
to connote
delalet etmek, anlamına getirmek, demek istemek, demeye gelmek (to co..)
to denote
sımgelemek, göstermek (belirtmek vb) (to de..)
conservator
veli, vasi (cons..)
curator
vasi, galeri müdürü, müze yöneticisi (cur...)
to consist of
-den oluşmak (to con....)
to consist in
dayanmak, bağlı olmak (to cons...)
to console
avutmak, teselli etmek
to condole with
baş sağlığı dilemek
contagious
bulaşıcı, temasla geçen (cont..)
infectious
bulaşıcı, virüsle geçen (inf..)
contemptuous
küçümseyici, hor gören, istihfafkar (cont..)
contemptible
rezil, adi, alçakça, aşağılık (cont..)
continuance
uzatma, devam, erteleme (cont..)
continuity
süreklilik, devamlılık (cont...)
to contravene
uymamak, karşı gelmek, baş kaldırmak, itiraz etmek (to con...)
to controvert
yalanlamak, reddetmek, çürütmek, itiraz etmek (to cont..)
indemnity
tazminat, teminat, garanti (ind..)
contributory
sorumlu ortak, payı olan, sermayedar (con...)
contumacious
asi, itaatsiz, mahkeme kararlarına uymayan (cont...)
to copulate
ilişkiye girmek, çiftleşmek (hayvan) (to co..)
to fornicate
zina etmek
correspondent
muhabir, birlikte dava edilen
corporal
cismani, bedeni (cor..)
corporeal
cismani, maddesel, tensel (...real)
corpse
ceset
correctional
düzeltici, ıslah edici (hapishane vb)
council
konsey, kurul
councillor
konsey üyesi
consul
konsolos
court-martial
askeri mahkeme
credible
muteber, güvenilir (cre..)
creditable
övgüye değer (cre...)
credulous
safdil, saf (cre..)
incredulous
güvensiz, kuşkucu (inc..)
custody
nezaret, tutukluluk
possession
tasarruf, zilyetlik (poss..)
deathly
ölüm gibi, öldüresiye, ölümcül olarak
deceive
kandırmak
defraud
dolandırmak
decimate
büyük bir kısmını yok etmek
destroy
tamamen yok etmek
opinion
içtihat
decisive
kati, kesin (olay, durum için)
decided
kararlı (kişi)
resolute
dirençli, kararlı (kişi)
determinative
kati, kesin (olay, durum için)
deduce
sonuç çıkarmak
induce
tüme varmak
de facto
fiili (de ...)
de jure
hukuki (de ...)
defamation
karalama, lekeleme
libel
yayın yoluyla karalama
defective
kusurlu, özürlü
deficient
eksik
defect
kusur
deficiency
eksiklik (sayıca, miktarca)
definite
belli, açık
definitive
son, kati, nihai
deliberate
kasti, bilerek
deliberative
bilinçli, müzakereye ait
demure
çekingen, mütevazı
demur
itiraz etmek
dependence
bağlılık, güvenme
dependency
müstemleke
depository
depo, ambar
depositary
emanetçi (insan için)
deprecate
itiraz etmek
depreciate
değer kaybetmek
dessert
tatlı
desirable
cazip, çekici
desirous
tutkulu, istekli
detract
alçaltmak, değerini düşürmek
distract
dikkatini dağıtmak
device
alet, aygıt
devise
akıl etmek, icat etmek
bequest
vasiyetle bırakılan mal
legacy
vasiyetle bırakılan para
diagnosis
teşhis
prognosis
tahmin
differ from
farklı olmak
differ with
farklı fikirde olmak
disclaim
inkâr etmek, feragat etmek
disclose
açığa vurmak, ortaya çıkarmak
expose
maruz bırakmak
discomfort
rahatsız etmek
discomfit
sinirlendirmek, mağlup etmek
discrete
ayrı, farklı
discreet
ihtiyatlı, tedbirli
disinformation
yanlış bilgilendirme (kasti olarak)
misinformation
yanlış bilgilendirme
disinterested
çıkarı bulunmayan kimse
uninterested
alakasız, ilgisiz
disorganized
dağınık, altüst olmuş
unorganized
örgütlenmemiş
disperse
yaymak, dağıtmak
disburse
harcamak, para sarf etmek
doctrinal
dogmatik
doctrinaire
kuramcı, ilkeci (kişi)
drunk
sarhoş
drunken
ayyaş, sürekli sarhoş olan
dual
çift
duel
düello
each other
birbirini (iki kişi olduğunda)
one another
birbirini (ikiden fazla kişi olduğunda)
effect
etkilemek
effectuate
gerçekleştirmek, meydana getirmek
e.g.
örneğin
i.e.
yani
elicit
meydana çıkarmak, gerçeği ortaya çıkarmak
illicit
yasa dışı
embassy
elçilik binası
legation
sefaret
empathy
empati, başkasıyla özdeşleşme
sympathy
sempati, acısını paylaşma
enervate
kuvvetten düşürmek
innervate
canlandırmak, enerji vermek
enhance
artmak, çoğalmak
improve
geliş(tir)mek
enormity
büyük kötülük, şer
enormousness
büyüklük, irilik
enumerable
sayılabilir
innumerable
sayısız, saymakla bitmez
envelope
zarf
envelop
kapatmak, örtmek
envious
kıskanç, haset
enviable
kıskanılacak şey
epidemic
salgın hastalık (dar alanda)
pandemic
salgın hastalık (geniş bir alanda)
evoke
çağrışım yapmak, anımsatmak
invoke
yakarmak, dua etmek, istemek
exalt
methetmek, övmek
exult
çok sevinmek
ex ante
önceden tahmin edilen
ex post
vuku bulan, meydana gelen
except
ayırmak, hariç bırakmak
accept
kabul etmek
exceptional
müstesna, olağanüstü
exceptionable
itiraz edilebilir
excuse
özür, bahane
justification
gerekçe, haklı neden
executory
icra edilebilir
executorial
idareciyle ilgili olan
exemplar
suret, nüsha (bir imza, belge veya yazının)
example
örnek
explicit
açık, aşikâr
implicit
örtülü, zımni
ex post facto
olayın vukuundan sonra
post hoc
bir olayı daha sonra olanın nedeni olarak gösterme
extension
uzatma (aynı sözleşmeyi)
renewal
yenileme
facility
tesis
building
bina
feign
rol yapmak
feint
vuracak gibi yapmak
fictional
hayali, kurgusal
fictitious
kurmaca, uyduruk (daha olumsuz anlamda)
economic
ekonomik, iktisadi
economical
hesaplı
flair
beceri, yetenek
flare
ateş
flammable
yanıcı
inflammable
yanıcı (-in ekinden dolayı olumsuz anlaşılmasın)
flaunt
hava atmak, gösteriş yapmak
flout
hor görmek, küçümsemek
forbear
çekinmek, kaçınmak
forebear
cet, ata
foreword
önsöz (yazar tarafından değil başkasını tarafından yazılan)
preface
önsöz ( yazar tarafından yazılan)
to forgo
feragat etmek, vazgeçmek
forego
önce gelmek
formally
resmen
formerly
eskiden
fortunate
talihli
fortuitous
tesadüfi
funeral
cenaze
funereal
hüzünlü, kasvetli
generative
üretken
generational
nesille ilgili
gibe
alay etmek
jibe with
uymak, uyuşmak
gourmand
obur, pisboğaz
grisly
dehşet verici
grizzly
boz
guarantee
teminat, taahhüt (geleceğe dair)
habitable
yaşamaya elverişli
inhabitable
yaşamaya elverişli
uninhabitable
yaşamaya elverişsiz
hanged
idam cezası söz konusu olduğunda “hang” fiilinin doğru geçmiş zaman çekimi
hung
diğer durumlarda “hang” fiilinin geçmiş zaman çekimi
harebrained
aptal
healthy
sağlıklı (insan, hayvan vb)
healthful
şifa verici
historic
tarihe geçmiş
historical
tarihsel, tarihi
hoard
stok
horde
sürü
hopefully
ümitle
fortunately
iyi ki, şans eseri
hotchpot
mirasın bölünmesi ( hukuk metinlerinde yaygın kullanılır)
hotchpotch
mirasın bölünmesi
hodgepodge
mirasın bölünmesi (günlük hayatta kullanım)
hypothesize
varsayımda bulunmak
hypothecate
ipotek etmek, rehin vermek
idyllic
cennet gibi, huzurlu
ignorant
bihaber, cahil
stupid
aptal
illegible
okunaksız
unreadable
içeriği okunup anlaşılamayacak kadar kötü
illusion
aldatma, hile
delusion
hezeyan, kuruntu
immigrant
bir ülkeden dışarıya giden göçmen
emigrant
dışarıdan bir ülkeye gelen göçmen
imminent
olması yakın, muhtemel
eminent
seçkin, saygın
immoral
ahlaksız, ahlaka aykırı
amoral
ahlakla alakası olmayan, ahlak dışı
immunity
muafiyet, dokunulmazlık
impunity
cezadan muaf tutulma
impartible
bölünemez
impeachment
itham
removal from office
işten uzaklaştırma
impertinent
kaba, küstah
impertinent
olayla ilgisi olmayan (hukuk metinlerinde)
imply
ima etmek
infer
anlam çıkarmak, sonucuna varmak
impugn
kuşkulanmak
impute
itham etmek, suç yüklemek
incidentally
laf arasında, sırası gelmişken
incident to
-e ait olan, ayrılmaz parçası
incompetence
beceriksizlik, ehliyetsizlik
incompetency
ehliyetsizlik, salahiyetsizlik (hukuk metinlerinde yaygın kullanılır)
inculcate something
bir şeyi (fikri vb.)telkin etmek
indoctrinate somebody
birine telkin etmek
indictment
iddianame
information
iddia (çok ciddi olmayan suçlarda)
inequity
adaletsizlik
iniquity
haksızlık
inexpert
tecrübesiz, deneyimsiz
nonexpert
uzman olmayan
minor
reşit olmayan kimse
infected
enfeksiyon kapmış
infested
istila edilmiş
ingenious
usta işi, maharetli
ingenuous
saf, masum
innate
fıtri, yaradılıştan gelen
inherent
içkin, özünde var olan (özellikle cansız varlıklar için)
insidious
sinsi
invidious
gücendirici
instantly
aniden
insurrection
hükümete karşı ayaklanma (ins...)
revolt
hükümeti devirme gayesi güden ayaklanma (rev..)
rebellion
hükümeti devirme gayesi güden geniş çaplı ayaklanma (reb...)
revolution
devrim
intense
şiddetli, yoğun (hukuk metinlerinde daha yaygın kullanılır)
intensive
şiddetli, yoğun
intent
niyet, amaç, kasıt motive
intently
dikkatle
intensely
yoğun biçimde
interment
defin, gömme
internment
gözaltına alma
interpretative
yorumlayıcı, tefsir edici (daha doğru kullanım)
inure
yürürlüğe girmek, kötü bir duruma alışmak
enure
yürürlüğe girmek, alışmak
inveigh
tenkit etmek, eleştirmek
inveigle
aldatmak, ayartmak
jealous
kıskanç (ilişki söz konusu olduğunda)
envious
kıskanç (birisinin başarısı vb. söz konusu olduğunda)
judicial
adli, hukuki, kazai
judicious
makul, akıllıca yapılmış
laudable
övülmeye değer (la...)
laudatory
övgü dolu (la...)
literally
kelimesi kelimesine
figuratively
mecazi olarak
situs
suçun işlendiği yer, cinayet mahalli
loose
serbest bırakmak, salıvermek
loosen
gevşetmek
luxurious
lüks
luxuriant
gür, bol
majority
çoğunluk ( % 50’ den en az bir fazla)
plurality
çoğunluk (% 50’den az ama yine de oranlar içerisinde en yüksek olan)
make do
yetinmek
malfeasance
görevi kötüye kullanma suçu (mal...)
misfeasance
yasaya aykırı olmasa da görevde kuralları çiğneme (mis...)
mantle
gömlek
mantel
şömine rafı
marshal
polis şefi
mean
ortalama
median
ortanca
media
medya (çoğul kelimedir)
mediation
arabuluculuk
arbitration
tahkim (hukuki bağlayıcılığı vardır)
merger
şirketlerin birleşmesi (diğer şirketi bünyesine katan şirket kimliğini ve yapısını korur)
consolidation
şirketlerin birleşmesi (birleşmede şirketlerin ikisi de yeni bir isim ve yapı altında buluşurlar)
misalliance
dengi olmayan kimse ile evlenme (örneğin: çok büyük yaş farkı gibi) (mis...)
mesalliance
farklı statüdeki insanların evlenmesi (mes...)
mettle
cesaret, azim
meddle
birinin işine karışmak
minimize
en aza indirmek
minify
küçültmek
minutia
küçük ayrıntı (tekil)
minutiae
küçük ayrıntılar (çoğul)
mistreatment
kötü davranma (mis...)
maltreatment
kötü muamele (fiziki olarak) (mal...)
mitigate
cezayı hafifletmek
to militate against
aleyhine olmak
murder
kasten adam öldürme
manslaughter
kasıtsız adam öldürme
mutual
karşılıklı
common
ortak
naturalist
doğa bilimci
naught
hiçbir şey
nought
sıfır
nauseous
iğrenç
nauseated
midesi bulanmış
noisome
pis kokulu
noisy
gürültülü
nonculpable
suçlanamayan
inculpable
masum
notorious
adı çıkmış, kötü şöhretli
infamous
adı çıkmış, haysiyetsiz (daha negatif bir anlam taşımaktadır)
observation
fikir, gözlem
observance
yerine getirme, riayet
obtuse
aptal, kör
abstruse
anlamı gizli, anlaşılması zor
malodorous
kötü kokan
odoriferous
hoş kokulu
officious
çok bilmiş
on behalf of
-nin adına, -nin namına
in behalf of
-nin lehine
operable
işletilebilir, uygulanabilir
optometrist
görme bozukluğunu ölçen doktor
oppress
eziyet etmek
repress
baskı uygulamak (insanları denetim altına almak için)
ordinance
yönetmelik
ordnance
ağır silahlar
overrule
hâkimin bir kararı reddetmesi
overturn
bir kararın üst mahkemece bozulması
reverse
mahkemenin davanın sonucunu değiştirmek için kararı feshetmesi
vacate
üst mahkemenin davanın yeniden görülmesi için kararı feshetmesi
parameter
parametre, değişken
perimeter
çevre, çevre uzunluğu
parole
şartlı tahliye etmek
parol
sözlü, şifahi
parricide
akraba katli
patricide
baba katli
partake in
- katılmak
partake of
niteliğinde olmak
passable
aşılabilir, geçilebilir
passible
duygulu, hassas
passing off
marka taklitçiliği
patent
açık
latent
gizli
peak
zirve
peek
röntgenlemek, dikizlemek
pecuniary
parasal, parayla ilgili
pecunious
zengin, varlıklı
pedal
pedal çevirmek
penal
cezayla ilgili
punitive
cezayı gerektiren
pendant
kolye
pendent
asılı, askıda
peroration
konuşmanın sonu
oration
konuşma, nutuk
perpetrator
suçu işleyen kimse
accomplice
suç ortağı
principal
fail
accessory
yardakçı (olay mahallinde bulunmayan ama öncesinde suçun işlenmesine yardımcı olan)
perquisite
ikramiye (per...)
prerequisite
ön koşul (pre...)
persecute
işkence etmek
prosecute
aleyhinde dava açmak
perspicuous
sarih, açık
picaresque
serserilerle ilgili
picturesque
renkli, canlı
pitiful
acıklı, acınacak halde
pitiless
acımasız
populace
avam, halk
populous
nüfusu fazla
practical
uygulanabilir, kullanışlı
practicable
kabil, mümkün
precede
-den önce gelmek
proceed
devam etmek, dava ikame etmek
precedent
emsal, örnek olay
precedence
öncelik
precipitate
ani, hızlı
precipitous
aceleci, atılgan
premise
öncül, temel dayanak
premises
mülk, emlak
prescribe
bildirmek, tembih etmek
proscribe
yasaklamak
presently
derhal, hemen
presumptive
varsayıma dayalı
presumptuous
küstah
principle
ilke, prensip
probity
doğruluk, dürüstlük
probative
ispatlayıcı
prodigious
çok büyük
promulgate
duyurmak, ilan etmek
propagate
üremek, üretmek
prophesy
kehanette bulunmak, tahmin etmek
prostrate
secdeye yatmak
protrude
çıkıntı yapmak
proud
onurlu
prideful
gururlu, mağrur (olumsuz anlamı vardır)
quandary
çıkmaz, ikilem (zihinsel bir durumdur)
query
soru
inquiry
soruşturma
ratiocination
muhakeme etme
rationalization
rasyonelleştirme, akla uygun hale getirme
rebut
karşı delil göstermek
refute
aksini ispat etmek
reciprocity
karşılıklı münasebet
reciprocation
karşılıklı yapılan iş, eylem
recur
yinelemek, nüksetmek (sürekli bir tekrar vardır)
reoccur
tekrar ortaya çıkmak
recusation
reddi hâkim
recusancy
otoriteye boyun eğmeyi reddetme
reek
kötü kokmak
wreak
zarar vermek
refractory
idaresi zor
refractive
kırılma özelliğine sahip
registrar
kayıt memuru (özellikle eğitim kurumlarında)
regrettable
üzücü
regretful
üzgün, pişman
rein
dizgin
reign
hüküm sürmek
relater
hikâye eden kimse
relator
muhbir
relegate
sürgüne göndermek
delegate
delege olarak göndermek
relic
kalıntı
relict
dul kadın
remedial
iyileştiren, çare olan, dava hakkı tanıyan
remediable
tedavi edilebilir
remedy
yasal çözüm yolu
relief
mağduriyetin giderilmesi
remit
havale etmek
repellent
def edici
repulsive
iğrenç, itici
repetitive
tekrarlanan
repetitious
tekrarlayıp duran (bezginlik verecek şekilde)
reprise
nakarat
reprisal
kısas, misilleme
repudiation
borçları ödemeden kaçınma
rescission
sözleşmenin iptali
behest
emir
restive
huzursuz, inatçı
restful
huzur verici
reticent
suskun, ketum
reluctant
isteksiz
reverse
geriye dönmek
revert
eski haline dönmek
rob
birini soymak
burglarize
evi soymak
roll
yuvarlamak
role
rol yapmak
sacrilegious
günahkâr
salvager
cankurtaran
salvor
kurtarma gemisi
sedition
isyana tahrik
treason
darbe girişimi, vatana ihanet
sensuous
duyulara hitap eden
sensual
nefsine düşkün, şehvete düşkün
sequestration
müsadere, yediemine tevdii
attachment
ihtiyati haciz
sewer
kanalizasyon
sewage
lağım
sheer
dimdik, dikey
shear
kesmek, kırpmak
sociable
arkadaş canlısı
soluble
çözünür, eriyebilir
solvable
çözülebilir
some time
bir ara, bir süre
species
tür, cins
specie
sikke, madeni para
spiritual
manevi, ruhani
spirituous
alkollü
spurious
sahte, yapay
specious
aldatıcı, yanıltıcı
stationary
sabit, durağan
staunch
sadık, sadakatli
stanch
kanı durdurmak
strait
boğaz (denizde)
sufferance
müsamaha
sui generis
kendine özgü
sui juris
sınırsız ehliyetli
sumptuous
lüks ve masraflı
sumptuary
masraflarla ilgili
supersede
yerine geçmek
supercede
(yanlış kullanım)
surety
kefil (birinin borcundan birinci derecede borçluyla aynı oranda sorumlu)
guarantor
kefil (birinin borcundan ikinci derece sorumlu)
surplus
fazlalık, artık
surplusage
gereksiz iddia ve savunmalar
suspicious
şüphe uyandıran
suspect
şüpheli (kendinden şüphe edilen)
systemic
vücutla ilgili
talisman
tılsım, uğur
talesman
yedek jüri üyesi
tantalizing
cezbedici
titillating
gıdıklayan
taut
gergin, sıkı
tax evasion
vergi kaçırma
tax avoidance
vergiden kaçınma (örneğin geliri az göstererek az vergi ödeme)
testamentary
vasiyetname ile ilgili (testa...)
testimonial
tanıklıkla ilgili olan (testi...)
threshold
eşik
withhold
kısıtlamak, vermemek (reddetmek anlamında kullanılmaz)
timber
kereste
timbre
ses tınısı
tolerance
hoşgörü, tahammül
tortious
haksız
toward
-e doğru (U.S. İngilizcesinde)
toxology
okçuluk bilimi
toxicology
zehirbilim
trademark
ticari marka (isim, logo vb. şeyler olabilir)
tradename
firma ismi
treble
üç misli
triple
üçlü
triumphant
galip, muzaffer, zaferiyle övünen
triumphal
zaferle ilgili
trustee
vekil, mütevelli
trusty
kendisine güvenilip gardiyanlara yardımcı olması için bazı ayrıcalıklar verilen mahkûm
turbid
bulanık, çamurlu
turgid
şişkin, abartılı
penultimate
sondan bir önceki
antepenultimate
sondan üçüncü
unequivocal
açık, dolaysız
unexceptional
sıradan, olağan
unexceptionable
itiraz edilemez, karşı çıkılamaz
illegal
kanuna aykırı, yasa dışı
illicit
kanuna aykırı (daha çok ahlaka aykırılık gibi bir çağrışımı vardır)
usage
gelenek, kullanım şekli
utilize
faydalanmak, istifade etmek
vacant
açık, boş
unoccupied
hiç kimsenin yaşamadığı
variance
tutarsızlık, çelişki
variation
varyasyon
venal
rüşvetle kandırılabilen
venial
affedilebilir
venerable
muhterem, saygıya değer ( sadece eski anlamında kullanılmamalıdır)
veracity
doğruluk, dürüstlük (ve...)
voracity
oburluk (vo...)
verdict
jüri kararı
judgment
hâkim kararı
decision
temyiz mahkemesinin kararı
mandate
temyiz mahkemesinin alt mahkemeye verdiği direktif
vocation
meslek, uğraşı
avocation
hobi
voidable
feshi mümkün, iptal olunabilir
waive
hakkından vazgeçmek, feragat etmek
waiver
hakkından kendi rızasıyla vazgeçme
laches
hak takibindeki ihmalcilik
estoppel
önceden yapılan beyanın değiştirilmesinin yasaklanması
wantonly
kasten
recklessly
dikkatsizce
whence
nereden, -dığı yerden
willful
kasti, kasıtlı (U.S. İngilizcesi)
willfulness
kasıt (çok faklı suçlar için kullanılabilir)
malice aforethought
kasıt (sadece cinayet için)
workmen’s compensation
işçi tazminatı
wrack
harabe, enkaz
rack
gererek işkence yapmak
wrangle
ağız kavgası yapmak, çekişmek
wangle
ayarlamak, dolaylı yoldan sağlamak
wreath
çelenk
wreathe
çevrelemek, sarmak
wrong
yanlış, kötü
wrongful
kanuna aykırı, haksız