Level 8 Level 10
Level 9

801 - 900


100 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
expose
gizli birşeyi ortaya çıkarmak, açığa çıkarmak
temperance hotel
içkisiz otel
temperance
ölçülülük, ılımlılık
drip
damlama, damlalık, damlayan şey, damlamak (drop benzer)
lump
yumru, topak, şişlik / toptan almak, yığmak
sufficient 
yeterli, kâfi
stumble
yanılmak, tökezlemek, hata, sendeleme, sürçme
eery/eerie
ürkütücü, tüyler ürpertici, esrarengiz
plain caffee
sade kavhe
deplore
beğenmemek, teessüf etmek, acımak
Caspian
Hazar Denizi (caspian sea = hazar denizi)
extremist
aşırılık yapan kimse, aşırı fikri davranışı vb. olan kimse
bake
fırında pişirmek, fırınlamak
cursory
üstünkörü, gelişigüzel
designate
atamak, tanımlamak, adlandırmak (birşey için dizayn etmek nüansı)
reconcile
uzlaştırmak, barıştırmak, aralarını bulmak
tackle
ele almak, uğraşmak, yakalamak, başarmak, becermek / (take ile benzer)
stern
sert, katı, kıç
constrain
sınırlamak, zorlamak, alıkoymak
blob
damla, su damlası, leke, çok uzakta olduğu için belirgin görünmeyen şey (nokta, damla gibi görünme nüansı)
fuzzy
belirsiz
stroke
inme, felç, darbe, çarpma, vuruş
comma
virgül
jolly
neşeli, keyifli / fazlasıyla, son derece, çok
strain
gerginlik,yük, gerilmek, kasılmak, çok gayret etmek, germek,zorlanma // worry that is caused by having to deal with a problem or work too hard over a long period of time
custard
krema, koyu krema, muhallebi
substance
madde, cisim, öz, içerik, esas
waist
Bel / yelek, orta kısım
wrist
Bilek / krank pimi, piston pimi
jag
çentik
sincere
samimi, içten, dürüst
violate
ihlal etmek
nun
rahibe (kadın)
lorry
kamyon
drain
boşaltmak, akıtmak, kurutmak, kanal (suyunu çekerek kurutmak nüansı)
celery
kereviz (bitki)
elbow
dirsek (rusçada: lokıt) // a curved part of a pipe
crude
ham, kaba, işlenmemiş, ilkel (Croods filminin ismi burdan geliyor)
shack
kulübe, baraka
bath
banyo, küvet, hamam, banyo yapmak
sardine
sardalya, ateşbalığı
commute
hafifletmek, çevirmek, değiş tokuş etmek, işe giderken uzunca yol almak (hergün)
pod
koza
soak
ıslatmak, emmek, birşeyi tamamen ıslatmak, çekmek, demlemek, çok içmek, sarhoş olmak, ıslatma, emme, alkol krizi
soap
sabun
pea
bezelye, bezelye türünden tane, bezelye şeklinde
roast
rosto, et kızartması, kızartmak, fırında kızartmak, kavurmak, fırında pişirilmiş et
nut
kuruyemiş, kabuklu yemiş, ceviz / deli, çılgın, garip davranan
dry
kuru (sıvı barındırmayan)
howitzer
havantopu
cartridge
kartuş
jamming
tutukluk (makinede)
highness
ekselansları, majesteleri
endure
dayanmak, katlanmak
legation
elçilik
abuzz
vızıltayla dolmak (sinek vb)
jolly good
Very good, wonderful, great
originator
yaratıcı (birşeyin)
transmit
iletmek
arcane
esrarlı, anlaşılmaz (understood by few; mysterious or secret.)
numinous
having a deep spiritual (= religious) quality or connection / having a mysterious and holy quality, which makes you feel that God is present // Something numinous has a strong religious quality, suggesting the presence of a divine power. When you enter a temple, church, or mosque, you might feel as though you've entered a numinous space.
silvery
simli (sim: parlayan süs)
inquiry
araştırma, soruşturma (inquiry)
prosper
başarılı olmak, yolunda gitmek
foremost
başta, en önde gelen, en önemli
further
ayrıca, daha fazla, daha ileri
saber
kılıç, süvari kılıcı, eskrim kılıcı / kılıçtan geçirmek
interdependent
bağımlı, birbirine bağlı
sabre-rattling
askeri güçle tehdit etme, gözdağı verme, savaş tehdidi
extrapolate
tahmin etmek, verilerden bilinmeyene ulaşmak
insight
kavrayış, kavrama, anlama, içyüzünü anlama, sezme
consist
oluşmak, meydana gelmek
either
ya da, ne de, her iki, her bir
proportion
oran, orantı, pay, miktar
dexterity
beceri, maharet, el çabukluğu
abundance
bolluk, bereket, zenginlik
scantiness
azlık, yetersizlik, kısıtlılık
latter
ikinci, ikincisi
savage
vahşi, yabani, acımasız
infirm
sakat, hastalıklı, halsiz (yaşlılıktan gelen durumlar için kullanılır)
mere
sırf, katkısız, sade, saf
reduce
azaltmak, küçültmek
infant
bebek, çok küçük çocuk, çocuksu
linger
can çekişmek, fazladan vakit geçirmek, oyalanmak
perish
ölmek (özellikle ani veya kötü bir şekilde), yok olmak, çürümek
thrive
gelişmek, serpilmek, dallanıp budaklanmak
contrary
ters, aksi, karşı, karşıt
frugal
tutumlu, sade, kanaatkar, iradeli, basit
industrious
çalışkan
cavalry
süvari, süvari sınıfı
spill
dökmek
stab
bıçaklamak (birini veya birşeyi)
mud
çamur
ford
sığ yer, sığ nehri vb. yürüyerek geçmek
briefcase
evrak çantası, çanta
flat
düz, yassı, yatay, düz fiyat anlamında da kullanılır
denote
belirtmek, göstermek, ifade etmek
rectangle
dikdörtgen
hind
arka, arkadaki, geri
snag
budak, engel, çıkık uç, kırık diş, nehir dibine saplı ağaç / takılmak, takmak, tökezlemek, engellemek