Level 7 Level 9
Level 8

701 - 800


100 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
seignior
lord, feodal lord, efendi, bey, derebeyi
landscape-gardener
peyzaj mimarı, bahçe düzenleyici, bahçe mimarı
fecal
dışkı, dışkıyla ilgili, dışkıya ait, tortulu, pisliği olan
escalator
yürüyen merdiven
tumble
takla, düşme, paldır küldür düşme, yuvarlanır şekilde düşme
sentiment
duygusallık, duygu
graze
sıyrık, sıyırma, sıyırıp geçmek, otlatmak, sıyırmak, otlamak
snap
ani, anlık, şipşak, sürpriz / çıtçıt, kopma, kopça, enerji, şipşak fotoğraf / koparmak, kopmak
dignity
sakin kalabilme yeteneği (olaylar karşısında) / haysiyet, itibar, şeref
feckless
sorumsuz, beceriksiz, aciz, cansız
sentinel
nöbetçi, koruyucu, başlangıç simgesi, bitiş simgesi ''In its normal form the gene, called p53, appears to act as a sentinel against excessive cell growth.''
war- weary
savaş yorgunu
sentry
nöbetçi, nöbet
rack
raf, kremayer, parmaklık, yemlik, uçan hafif bulut, rahvan yürüyüş
dish-soap
bulaşık sabunu, bulaşık deterjanı
compel
zorlamak, mecbur etmek, zorunda bırakmak
jerusalem
Kudüs, yer elması
spectral
spektral, hayali, tayfla ilgili
lunar eclipse
ay tutulması
herd instinct
sürü içgüdüsü
moult
deri değiştirmek, tüy dökmek (verb, noun)
dish rack
tabaklık
crotch
vücudun pantolon ağı kısmı (cross ile benzer)
toothed-wheel
dişli çark
seigniorage
para basma ücreti / sikke vergisi, tuğra hakkı // paranın üretim maliyeti ile üzerinde yazılı değer arasındaki fark (yani vergisi)
dent
göçük (oyuk), çentik, çökme, çökertmek (bir şeyin bir şeye vurarak açtığı oyuk da uygun)
compose poetry
şiir yazmak
fecal-matter
dışkı, kaka
feature film
uzun metrajlı film, uzun film
conceit
kibir, kendini beğenme
purse
çanta (kadınların günlük olarak taşıdığı çanta)
sniff
koklama, burnunu çekme (hastalıktan, ağlamaktan vb)
utter
tam, kesin, su katılmadık, mutlak, söylemek, dile getirmek
perceptual
algısal
clothe
giyinmek, giydirmek, elbiseyi giydirmek
sting
iğne, sokmak, (böcek için), acı
maple
akçaağaç (muhteşem görünümde bir ağaç!)
garment
elbise
elapse
geçmek (zaman), akıp gitmek
wisp
tutam, ufacık şey, küçük süpürge
steppe
bozkır, step
poverty
fakirlik, sefalet
struck
strike' kelimesinin geçmiş zaman hali
famish
aç bırakmak
talon
pençe (hayvanlarda)
litany
ayin, insanın kendi problemlerinin listesi
tangible
somut
tangible assets/property
maddi varlıklar, menkul kıymetler
diurnal
günlük, gündüze ait, hergünkü, gün içinde aktif olan (gece değil)
clunky
çok ağır ve kullanışsız, hantal, modası geçmiş (awkwardly solid, heavy, and outdated.)
preoccupy
zihnini tamamen meşgul etmek, düşündürmek, kafasını kurcalamak, kara kara düşünmek
embark
binmek, bindirmek, atılmak, yolcu almak
guile
kurnazlık, üçkağıtçılık, hilekarlık hinlik
discoloration
rengini soldurma, rengini değiştirme
capitulate
pes etmek (tartışmada, savaşta vb.), silahları bırakmak, teslim olarak, teslim şartlarını kararlaştırmak
lace
dantel, bağcık, oya, şerit / bağlamak, süslemek, dantel yapmak
jumble
karmakarışık, karmakarışık halde
insignia
nişanlar, işaretler, rütbe işaretleri
disciplinary board/committee
disiplin kurulu
disclaim
üzerindeki sorumluluğu reddetmek, feragat etmek, vazgeçmek
moderation
ılımlılık, ölçülülük
tactile sense
dokunma duyusu
moral obligation
ahlaki sorumluluk, yükümlülük
hence
bundan dolayı // bu sebepten, bu vakitten sonra, sebebiyle, dolayısı ile, nitekim, belirli bir zaman sonra
wheatmeal
buğday unu
anno
yıl içinde
anno domini
milattan sonra, MS
sylphlike
narin, zarif, ince
spleen
dalak / karasevda, hüzün, hınç, kanın kalitesinden sorumlu organ (karında)
inhabitant
oturan, yerleşmiş, sakin, bir yerde yaşayan insan topluluğundan kimse
disciplinarian
disiplin yanlısı kimse / sert amir
discoid
disk biçiminde
disbeliever
ateist
frenzy
çılgınlık, coşkunluk, taşkınlık
compassion
merhamet, sevgi acıma
fad
geçici bir durum veya davranış, heves, geçici moda
habitant
ikamet eden kimse, yerli, sakin
domestic
yerli, iç
humor
mizah (humour diye de yazılır), espri
statute
yasa, tüzük
disbelief
güvensizlik, inanmama, şüphe, kuşku
resilient
çabuk toparlayan, esnek, elastik
expertise
uzmanlık, ihtisas, ekspertiz
resign
istifa etmek, pes etmek
discretion
takdir, tedbir, ihtiyat, doğru karar verme yeteneği, aklıselimlik
monger
tüccar, tacir, satıcı
nail
tırnak, çivi
discharge-hormones
hormon salgılamak
partridge
keklik (kuş)
countenance
yüz, teşvik, surat, destek, yüz ifadesi, denge, kontrol
luncheon
öğle yemeği // A luncheon is lunch, but more formal. You might be served watercress sandwiches and fruit salad at a book club luncheon, while plain old lunch might be burgers and fries at the diner.
armchair
koltuk, sadece akıl veren ve birşey yapmayan, sorunlara uzaktan bakan
bailiff
icra memuru, mübaşir
affiliate
katılmak, bağlı şirket, üye olmak
bail
kefalet, kefaletle serbest bıraktırmak, kurtarmak
butler
uşak, kahya, baş uşak, baş kahya, kilerci
towel hanger/rail
havlu askısı
bump
tümsek, çarpmak, toslamak, yumru, çarpma
overconfident
kendine aşırı güvenen
concise
özlü, kısa veciz