Level 3 Level 5
Level 4

301 - 400


100 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
relevant
uygun - konuyla ilgili - alakalı
pincushion
iğnelik - iğne yastığı
ingest
yutmak - yemek - mideye indirmek
deprecate
onaylamamak - karşı çıkmak - itiraz etmek - uygun bulmamak
fog
sis, duman, karartı, bulanıklık, sis kaplamak, karartmak / doğru düşünememe durumu
razor
traş bıçağı, ustura, traş makinesi
horn
korna, boynuz, boru, klakson
steering wheel
direksiyon, istikamet tekerleği
inception
başlama, başlangıç
govern
yönetmek - idare etmek - hükmetmek
jam
reçel - sıkışıklık - izdiham - tıkanıklık - sıkıştırmak
cruise
gemi ile keyfi olarak dolaşmak - gemi gezisi - turistlik gemi yolculuğu - seyir etmek
tide
gelgit, medcezir, cereyan, eğilim, mevsim
deck
güverte, deste, kat, üst kısım, iskambil destesi - herbir kat (uçakta, gemide, otobüste)
abrasive
sinirlendirici, aşındırıcı, kaba, terbiyesiz
doughnuts
çörek
outpost
karakol, askeri birim (diğer askeri birimlerden uzakta olan askeri birim)
label
etiket, yafta , sınııflandırmak, etiketlemek
sandpaper
zımpara, zımpara kağıdı, zımpara yapmak
resemble
benzemek, andırmak
grate
ızgara, demir parmaklık, ocak, kalbur / Gıcık etmek, sinirlendirmek (ızgaranın demirinin gacır gucur ederek gıcık etmesi nüansı)
milestone
kilometre taşı, dönüm noktası
ensemble
koro, orkestra, topluluk, grup, takım, genel uyum, küçük müzik topluluğu
buzz
vızıltı, dızlama, vızıldama(k)
sheet
çarşaf, yaprak, levha, tabaka
hitch
aksama, aksaklık, çekiverme, çekme (v) evlenmek
lamina
tabaka (genelde diş tabakası gibi manalarda kullanılır) / yaprak / pul / zar
peanut
fıstık, yer fıstığı / önemsiz, küçük
in advance
şimdiden - peşinen - önceden
compass
pusula, sınır, alan, menzil / gizli plan kurmak, erişmek
sneeze
hapşırma(k) aksırma(k)
steer
öküz, dana, yönledirmek, yönetmek, sürmek, idare etmek
deprecated
modası geçmiş, onaylanmayan, artık kullanılmayan
issue
nüsha (dergi-gazete) - mesele - konu - sayı (dergi gazete) - yayımlamak - sonuçlanmak - tedavüle çıkarmak - dağıtmak
recent
son - en son - yeni - yakında olan - son günlerdeki - taze - yeni (olmuş)
compromise
uzlaşma - uzlaştırmak - ara bulmak - uzlaşmak
confide
güvenip sırrını açmak - içini dökmek - itimat etmek - güvenmek güvenerek açmak
saying
söz - atasözü - özlü söz - söyleme
converse
(adj) zıt, (v) söyleşmek - konuşmak (n) karşıt anlamlı sözcük
pension
emeklilik - pansiyon - emeklilik maaşı
exchange
değiş tokuş - takas - değiştirme (k)
corporate
tüzel - şirkete ait - birleşmiş - birleşik - toplu
hold
(n) ambar - tutma - gemi ambarı - tutunacak yer (v) tutmak - muhafaza etmek
counsel
avukat - danışman - öğüt - nasihat (v) öğüt vermek - nasihat etmek - akıl vermek
goldsmith
kuyumcu
odyssey
efsane
needy
yoksul - yardıma muhtaç - fakir fukara
handwriting
el yazısı
ma'am
hanımefendi
feign
uydurmak - numara yapmak
smuggle
kaçakçılık yapmak - gümrükten mal kaçırmak - gizlice çıkarmak - gizlice sokmak
diner
(n) lokanta - akşam yemeği yiyen kimse
armrest
dirseklik - kol dayama yeri (arabalardaki ve otobüslerdeki)
drifter
serseri - avare
drift
(n) sürüklenme - sapma - göç - akıntıya kapılma - eğilim
hassle
güçlük - zorluk - münakaşa (v) tartışma çıkarmak - kavga etmek - canını sıkmak - rahatsız etmek
clasp
toka - tokalaşma - kopça
enormous
büyük - muazzam - kocaman - koskocaman - dağ gibi
correspond
haberleşmek - karşılık - uymak - yaramak - benzemek
woo
kur yapmak - elde etmeye çalışmak
bean
fasulye - tane - metelik - dost - kafa - akıl - kelle - saksı - adam
embrace
kucaklama (k) - kucaklaşma (k) - bağrına basma (k) - benimsemek - ele geçirmek
admission
kabul - giriş - katılma - itiraf
idiom
(n) deyim - şive - deyiş - lehçe
instruction
talimat - eğitim - yönerge - öğrenim - direktif
assignment
(n) atama - ödev - görev - tayin
assign
(v) atamak
prerequisite
önşart - önkoşul - önceden bulunması gereken şey (adj) öncelikle bulunması gereken
restrict
kısıtlamak - sınırlamak - tehdit etmek - sınırlama getirmek
conductive
iletken
instructor
eğitmen - öğretim üyesi - öğretmen
authentication
doğrulama, belgeleme
precisely
tam - kesin olarak - kesinlikle - elbette - kusursuz olarak
swap
takas (etmek)
relish
zevk, tadını çıkarmak, hoşlanmak
whopper
yalan, kuyruklu yalan, kocaman, devasa
godmother
vaftiz anası
linen
çamaşır, bez, keten
deflect
saptırmak, çevirmek, döndürmek
moisture
nem, rutubet, ıslaklık
preliterate
Yazı öncesi
tribe
kabile, aşiret, takım
underpants
pantolon altına giyilen iç çamaşırı, don
bush
çalı, çalılık, çalıya benzer şey
headdress
başlık, başörtüsü
knickers
kısa pantolon, paçalı kadın donu
household
ev ahalisi, ev, eve ait
son-in-law
damat
fright
korku, dehşet, ani ürkme
stem
kök, gövde, sap, kadeh sapı, pipo sapı, kelimenin kökü
pour
dökme(k), akıtma(k), boşaltma(k) yağma(k) şiddetli yağmur, yığılmak, üşüşmek
bra
sutyen
corn
mısır, tahıl, buğday, ekin, yulaf
cardigan
hırka
grain
tahıl, tane, tanecik, granül, damar, damarlı yüzey, öğütmek, tanelemek, ağacı damarlı boyamak
sack
çuval, torba, soymak, yağma etmek, kovma(k), işten atılma
Prominent
önemli, göze çarpan, tanınmış, önde gelen, ünlü, seçkin
Precept
kaide, mahkeme emri, kural, talimat, emir
intoxicant
sarhoş edici (içki vb)
tongue
dil (ağızdaki), lisan, uzantı