Level 9 Level 11
Level 10

901 - 1000


100 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
scripture
yazı, yazıt, incil, din dersi
rehearse
prova yapmak, tekrarlamak, sayıp dökmek, ezberden okumak
demos
halk, ayaktakımı, nahiye
torment
eziyet, azap, cefa
carry away
sürüklemek, alıp götürmek, coşturmak, heyecanlandırmak, taşımak
solace
teselli, avuntu, avunma / teselli etmek, avutmak
hereafter
bundan sonra
treat
tedavi etmek, işlemek (ders konusu vb), birine (bir şekilde) davranmak
put in motion
harekete geçirmek
capital stock
özsermaye, ana sermaye, ana birikim, sermaye birikimi
tolerably
oldukça, iyice, bayağı, kabul edilir miktarda (ama fazla değil)
favourable
uygun, elverişli, olumlu, kabul etmeye uygun
prejudice
önyargı, peşin hüküm, zarar
welfare
refah (kişinin sağlık ve mutluluğu)
regard
saygı, ilişki, önem, bakmak, saymak, bakış
foresight
öngörü, basiret, sağduyu, önsezi
sovereign
egemen, bağımsız, yüce, iktidardaki, mutlak / hükümdar, kral, padişah
magnify
yüceltmek, büyütmek, gözde büyütmek
distinct
açıkça veya farklı şekilde
give occasion to
mahal vermek (birşeye), yol açmak
sovereign state
bağımsız devlet, egemen devlet
commonwealth
milletler topluluğu, devlet, ulus, kamu yararı, eyalet
shew
şov, gösteri, gösterme, göstermek (show kelimesinin eski bir kullanımı)
defray
ödemek, ödeme yapmak, masrafı karşılamak
incumbent
görevdeki, yükümlü, zorunlu / görevli, memur, mahalle papazı
induce
indüklemek, sebep olmak, uyarmak (birşeyi yapmak için)
mortgage
ipotek, rehin
life jacket
can yeleği
trifle
önemsememek, önemsiz şey, değersiz şey, üşengeçlik etmek, hafife almak, boş konuşmak, küçük şey, ucuz süs
peek
gözetleme, cıvıldama, gözetlemek, dikizlemek, göz atıvermek
render
kılmak
speechless
suskun, dili tutulmuş (şoktan veya korkudan veya öfkeden konuşamayan)
invention
buluş, icat
peculiar
özel, has (kendine has), garip, tuhaf
grind
ezmek, eziyet, inek öğrenci / öğütmek, çektirmek, bilemek (bıçak vb)
precision
hassas, hassasiyet, ince, kesinlik, tamlık, dakiklik, doğruluk
consequently
sonuç olarak
indifferent
kayıtsız, ilgisiz
accommodate
yerleştirmek, uyum sağlamak, uydurmak
ballroom
balo salonu, dans salonu
exert
uygulamak, kullanmak, harcamak
wrought
dövülmüş, işlenmiş
proper
uygun (şekilde)
subdivide
bir kez daha bölmek
flax
keten (linen)
grazier
besici (hayvanlardan ticaret yapan)
carpenter
marangoz, doğramacı, marangozluk, doğramacılık, dülger
smith
demirci, nalbant, demiri işlemek
weaver
dokumacı
ploughman
köylü, çiftçi, saban süren kimse
harrow
tırmık, tırmıklamak, sürgü geçirmek, yüreğini parçalamak, acı vermek
pace
hız, adım, yürüyüş, adımlamak, yürümek / izniyle
opulent
very beautiful, with a lot of decoration, and made from expensive materials // very rich and spending a lot of money // ostentatiously rich and luxurious or lavish.
excel
daha başarılı olmak, daha iyi yapmak, sivrilmek, üstün olmak
bestow
vermek, bağışlamak, hediye vermek
matchmaker
çöpçatan, kibrit yapımcısı, yarışma düzenleyicisi
privatization
özelleştirme
gallows
darağacı, idam sehpası, ipe çekme, adam asma
fume
keskin duman, öfke, sinir(lenmek), pis kokulu duman, keskin kokulu gaz / tütsülemek, tütmek, duman çıkarmak
vapor (veya vapour)
buhar, buğu, buharlaşmak, buhar çıkarmak, kuruntu
notwithstanding
buna rağmen, her ne kadar, yine de, buna karşın, mamafih
inferior
alt, düşük derecede, kalitesiz, aşağı, ast, bayağı (ve noun anlamları)
coarse
kaba, kalın, iri taneli, yontulmamış, kalitesiz
subsist
geçindirmek, geçinip gitmek (özellikle minimal düzeyde)
necessarily
zorunlu olarak, mecburen, ister istemez (inevitably)
sole
tek, yalnız, özel, yegane
duty
vergi, gümrük, gümrük vergisi, görev, hizmet, ödev
oblige
zorunda bırakmak
stir
karıştırmak (çay şekerini örneğin)
mend
tamir, onarım (örneğin kumaşın söküğünü dikme, veya arızalı birşeyi tamir)
exceed
aşmak
loose
gevşek, serbest, bol, gevşemiş, oynak
saunter
aylak aylak dolaşmak (özellikle gururluca yavaş şekilde yürümek)
hearty
içten, candan, zinde, kuvvetli
habit
huy, alışkanlık, adet
indolent
tembel, uyuşuk, üşengeç, ağrısız (acısız) (indolent)
slothful
uyuşuk, tembel, üşengeç, miskin (slothful)
deficiency
eksiklik, noksanlık, yetersizlik
dissipate
önemli birşeyi harcamak (para,zaman vb), dağıtmak, yaymak, gidermek, boşa harcamak
alternately
değişimli olarak, nöbetleşe, sıra ile
boiler
kazan, su ısıtıcısı, kaynatan kimse
divert
yönlendirmek, çevirmek
ingenuity
marifet
matricide
ana katili
patricide
baba katili
parricide
yakın akraba katili (ana baba vb)
insecticide
böcek ilacı
remote
çok uzak, ücra
shear
kırpmak, makaslamak, makasla kesmek (saç, koyun tüyü)
feller (veya fella)
adam, sevgili, arkadaş, koca, ağaç kesen adam
ore
cevher, maden, filiz
brick
tuğla
millwright
değirmenci (person who designs, builds, or repairs grain mills or mill machinery)
victual
erzak, yiyecek, yiyecek sağlamak (birçok insana)
wiper blade
araba sileceği
life sentence
müebbet hapis cezası
soap dish
sabunluk
retain
sürdürmek, tutmak, alıkoymak, kaybetmemek, elinden kaçırmamak
ordeal
çile (bir periyot olarak süren)
bladder
mesane, sidik torbası, kese, iç lastik