Level 1 Level 3
Level 2

Düşünce bildiren fiiler


61 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
to trust
güvenmek
Do you trust everybody?
Herkese güvenir misin?
I don't trust him.
Ona güvenmiyorum.
Don't trust these car salesman!
Bu araba satıcılarına güvenme!
I understand you.
Seni anlıyorum
Do you hear me?
Beni duyuyor musun?
Do you understand what I'm telling you?
Size ne söylediğimi anlıyor musunuz?
believe
inanmak
Do you believe me?
Bana inanıyor musun?
Do you and your wife differ in taste?
Siz ve karınız zevk yönünden farklı mısınız?
I don't believe most of the politicians.
Politikacıların çoğuna inanmıyorum.
care
aldırmak
carefree
kaygısız, keyfince
He doesn't care where he lives.
O nerede yaşadığına aldırmıyor.
I don't care.
Aldırmıyorum.
doubt
şüphe etmek
doubtful
şüphe veren/doğuran
Do you doubt that he's innocent?
Onun masum olduğundan şüphe ediyor musun?
I don't doubt you're telling the truth.
Senin doğruyu söylediğinden şüphe etmiyorum.
forget
unutmak
He doesn't forget his promises.
Vaatlerini unutmuyor.
I weigh 75 kg.
75 kg ağırlığındayım.
hope
umut etmek
I hope you're all well.
Umarım hepiniz iyisinizdir.
He hopes that he will pass his class.
Sınıfını geçeceğini ümit ediyor.
guess
tahmin etmek
I guess you have paid a lot of money for your car.
Araban için çok para ödediğini tahmin ediyorum.
I guess they won't come to the party.
Onların partiye gelemeyeceklerini tahmin ediyorum.
imagine
hayal etmek
The young girl imagines that she's ugly.
Genç kız çirkin olduğunu sanıyor.
He imagines that everybody hates him.
Herkesin ondan nefret ettiğini sanıyor.
know
bilmek
He knows what I want.
Benim ne istediğimi biliyor.
I don't know where they are going.
Onların nereye gittiklerini bilmiyorum.
She possesses some documents in her hand.
Elinde bazı dökümanlar var.
Mean
Demek İstemek, Anlamına Gelmek
She means she has no problems with her husband.
Kocası ile bir problemi olmadığını anlatmak istiyor.
I mean you're very late.
Çok geç kaldınız demek istiyorum.
It means beautiful.
Güzel anlamına gelir.
mind
aldırmak
He doesn't mind the dangerous snake he's holding.
Tutmakta olduğu tehlikeli yılana aldırmıyor.
He doesn't mind how much money his wife spends.
Karısının ne kadar para harcadığına aldırmıyor.
I don't mind.
Benim için farketmez.
prefer
tercih etmek
What do you prefer, tea or coffee?
Ne tercih ediyorsunuz, çay mı, kahve mi?
I prefer walking to cycling.
Yürümeyi bisiklet sürmesine tercih ederim.
I prefer my coffee white.
Kahvemi sütlü tercih ediyorum.
realize
farkına varmak
Do you realize who you are talking to?
Kiminle konuştuğunun farkında mısın?
I realize that she doesn't love me.
Onun, beni sevmediğinin farkına vardım.
suppose
farzetmek
I suppose you aren't kidding us.
Bizi aldatmadığını farzediyorum.
I suppose you want to borrow some money from me again.
Zannederim, yine benden ödünç para isteyeceksin.
I suppose they can help us.
Bize yardımcı olabileceklerini zannediyorum.
I suppose he dies, because he was very bad when I last saw him.
Zannederim öldü, çünkü onu son gördüğümde çok berbattı.
think
zannetmek,düşünmek
I still think it wasn't my fault.
Hala benim hatam olmadığını düşünüyorum.
My wife thinks we all need a holiday.
Karım, hepimizin bir tatile ihtiyacı olduğunu düşünüyor.
I think it's very expensive.
Sanırım çok pahalı.
He's thinking about his girl friend.
Kız arkadaşını düşünüyor.
I'm thinking about the holiday we had last year.
Geçen yıl yaptığımız tatili düşünüyorum.