Level 7 Level 9
Level 8

New level


112 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
domicile
kişinin kendi evi veya ikametgahı, oturmak, ikamet etmek
have a broad repercussion
geniş yankı bulmak
in contempt of court
mahkemenin verdiği karara uymama, mahkemeye itaatsizlik
result in
ile sonuçlanmak
destitute
mahrumiyet; yoksul, muhtaç
deference
(saygıdan dolayı) hürmet, itaat
to defer
uymak, riayet etmek, saygı göstermek; ertelemek
to enter a guilty plea
suçlamayı kabul etmek
to abide by
bağlı kalmak, sadık kalmak
surrogate
naip, vekil
to intrude
zorla girmek, haksız olarak müdahale etmek
intrude into
lafa karışmak, maydanoz olmak, burnunu sokmak
guardian ad litem
mahkeme tarafindan cocuga atanan vasi
vice versa
tam tersi, aksine
at knifepoint
bıçak zoruyla
pro se
kendi başına, kendi adına
to promulgate
yürürlüğe koymak, yasa yayimlamak, uygulmaya koymak
consecutive
müteselsil, sıralı, ardışık
lucid
berrak, net, vazıh
articulate
kolay anlaşılan, belagatli, net (telaffuz)
utterly
tamamiyle, tümüyle, bütünüyle
coersion
tazyik, zorlama, baskı
nonfrivolous
önemli, önemsiz olmayan, manasız olmayan
without prejudice
önyargısız, etki altında kalmadan
to adduce evidence
delil göstermek
for sure
kati olarak, yakinen
as a means of
yoluyla, aracılığıyla
magnitude
ehemmiyet, büyüklük
aversion
isteksizlik, istikrah, tiksinme
a host of
bir sürü
perverse
huysuz, inatçı, kötü huylu
blink
görmemezlikten gelmek
nevertheless
binaenaleyh
means
vasıta, araç, yol, yöntem
apologist
savunucu, mudafi,
to disserve
zarar vermek
to assert a claim
bir iddiada bulunmak
to the extent
-e göre, kadarıyla
scarce
kıt, nadir, az, seyrek bulunur
legal compliance
hukuka uygunluk
cynic
kötümser, alaycı, küçümseyen kimse
to evade
kaçınmak, kurallarin arkasini dolanmak gibi
to undermine
temelini çürütmek, zarar vermek, zayıflatmak
to outweigh the cost
maliyeti aşmak
to nod
kafa sallamak (olumlu anlamda)
nemesis
ezeli düşman
hit below the belt
kalleşlik etmek
water under the bridge
o günler geride kaldı
precarious
istikrarsız, kararsız, kırılgan
prone
yatkın
in-house counsel
kurum avukatı
resembling
benzer, benzeyen
voir dire examination
jüri üyelerinin mahkeme tarafından görev ehliyetlerinin sorgulanması
to overrule
reddetmek, bozmek
collusion
gizli anlasma, danışıklı iş, tezgah
to enjoin
buyurmak, istemek, yasaklamak, engellemek
modifier
niteleyici
to corroborate
teyit etmek, doğrulamak, desteklemek
to collaborate
işbirliği yapmak
subject matter
mevzuu, dava konusu,
recusal
redd-I hakim
to recuse
davadan çekilmek
hearsay
bir tanığın başka bir kimseden aldığı bilgilere dayanarak yaptığı tanıklık
duty of care
özen yükümlülüğü
foreseeable
öngörülebilir, tahmin edilebilir
privity
karşılıklı ilişki, ortak çıkar ilişkisi, ortaklık
nuisance per se
normal şartlarda kendiliğinden tehlike arz eden fiiller
to incur liability
borç yükümlülüğüne girme
intrusion
zorla girmek, ihlal, tecavüz, izinsiz girmek
immediate
acil, hemen; doğrudan doğruya, araçsız, vasıtasız
furnace
ocak, fırın
bench trial
jürisiz duruşma, jürisiz yargılama
drainage
su tahliyesi, boşaltma,
downhill
aşağıya, yokuş aşağı,
ditch
hendek, suyolu, kanal
sludge
çöp, atık
close proximity
çok yakınlık, en yakınlık
declaratory judgment
tespit kararı
leaching
kaplama, yıkama, filtreleme
to amount
anlamına gelmek, ifade etmek, eşit olmak
requisite intent
gerekli kast,
subterranean
yeraltı, toprak altındaki
passage
geçiş, geçit, yol
to masquerade as...
kendini ... gibi göstermek, taslamak, ayağına yatmak, rolü yapmak
snap election
erken seçim
to culminate
neticelenmek, sonuçlanmak, doruğa ulaşmak
inflammatory
kışkırtıcı, tahrik edici, kızdırıcı
premises
taşınmaz mülk, yerleşke, tesis
to make out a case against
aleyhinde delil göstermek
prescriptive
zamanaşımıyla edinilmiş
easement
irtifak hakkı, kullanma hakkı,
power pole
telefon elektrik vb direği
ordinance
kural, hüküm, yasa
ground cover
toprak örtüsü
to adduce
kanıt göstermek, getirip göstermek, (delil) göstermek
excavation
kazı, kazma, kazı işi
actionable
dava konusu olabilir, dava edilebilir, dava açma hakkı veren
contributory negligence
müşterek kusur, müterafik kusur, ortak kusur
deleterious
fena, zararli, toksik
apart from
dışında, haricinde
arising out of
-den kaynaklanan
in effect
yürürlüke, geçerli
unavailing
boş, faydasız, beyhude
to abate
hükümsüz kalmak, iptal etmek
obscene
müstehcen
immaterial
davayı etkilemeyen, esasa etkisi olmayan
to lie with
birinin sorumluluğunda veya vazifesinde olmak
by all means
muhakak, aşikar olarak, elbette, şüphesiz
reprehensible
ayıp, kınanması gereken, suçlanmayı hak eden
subordinate
ast, birinin emri altındaki, maiyet
assurance
güvence
incentive
teşvik edici, harekete geçirici, güdüleyici