Level 6 Level 8
Level 7

New level


109 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
to pan out
meyvesini vermek, başarmak
diverting
oyalayici, eglendirici
limb
organ, uzuv
connoisseur
duayen, ehil, uzman
semen
meni, sperma
exhilarating
canlandırıcı, neşelendirici
hiccup
hıçkırık
unattached
eşi/nişanlısı olmayan
to titillate
zevkini okşamak, heyecanlandırmak, içini gıcıklamak
to suck up
emmek, içine çekmek
inseminate artificially
tohumlamak
unveiling
ortaya cikarma
to dismantle
sökmek, parçalarına ayırmak
anonymous
anonim
unanimously
oy birliğiyle
apprehension
endişe, vehim; tutuklama, yakalama
malice
suç işleme kastı, kötü niyet
deceit
hile, aldatma
vicarious liability
başkasının fiilinden sorumluluk, temsil sorumluluğu
derivatively
ikincil bir şekilde
false imprisonment
haksız tutuklama
proximate cause
zararı doğuran sebep, en yakın sebep (Hukuki sonuc dogmasi icin yeterli neden)
concurrent cause
müşterek sebep (haksiz fiile sebep olan)
intervening cause
nedensellik bağlantısını ortadan kaldıran neden
detriment
zarar, ziyan, hasar
invasion of privacy
mahremiyetin ihlali
chattel
menkul, taşınır mal
preponderance
kanıt üstünlüğü
beyond a reasonable doubt
makul şüphenin ötesinde
reasonable prudent person
aklı başı yerinde ve tedbirli şahıs (RPP)
ripe
olgun (hukukta ise mahkeme incelemesine hazir demektir)
prayer for relief
davacının talebi
affirmative defense
karşı cevap layihası
interrogatories
sorgu formu
directed verdict
a verdict entered by the court in a jury trial without consideration by the jury
clerk of court
zabıt katibi,
disqualification of court clerk
mahkeme katibinin reddi
forum non conveniens
uygun olmayan yargı yeri
jurisdiction clause
yetki şartı
pervasive
her tarafa yayılan, nüfuz eden, sinen,
statute of repose
dava zamanaşımı, zamanaşımı kuralı
default judgment
gıyabi hüküm (davali mahkemeye gelmediginde verilen)
long-arm statute
sınır aşan yargı yetkisi
venue
mahkeme yeri, yargilama yeri, yetki
challenging the venue
yetkisizlik iddia etme
decision of rejection of venue
yetkisizlik kararı
governing law and venue
geçerli hukuk ve yargılama yeri
affirmative conflict of venue
olumlu yetki uyuşmazlığı
anti-suit injunction
farklı bir bölgede başka bir dava açmama emri
amicus curiae
bilirkişi
jury nullification
jüri kanaatiyle karar bozulması
motion to suppress
hukuka aykırı delilin kullanılmamasını talep etme
fruit of the poisonous tree
yasal olmayan yollarla toplanmış delil, haksız toplanmış kanıt
probation
şartla salıverme, denetimli serbestlik
miranda warning
tutuklama sırasında tutuklanan şüpheliye okunması gereken yasal haklar
contraband
bulundurulmasi, uretilmesi yasak olan eşya
plea
savunma, mudafaa
nolo contendere
davalının suçunu itiraf etmemesine karşın ileri sürülen iddiaları kabul etmesi
grand jury
tahkikat jürisi (sadece supheliyi suclamaya yeterli delil olup olmadigina bakar)
hearsay
bir tanığın başka bir kimseden aldığı bilgilere dayanarak yaptığı tanıklık, duyuma dayalı anlatım
hearsay evidence
kulaktan dolma delil
leading question
belirli bir cevaba yönelten soru
meticulous
titiz, özenli, dikkatli
to avert
engellemek, meydan vermemek
an edict
hüküm, buyruk, emir
to balk
ayak diremek, inat etmek
blow a whistle
ispiyonlamak, ihbar etmek
infringement
ihlal
pretense
yalandan yapma, hile, numara
to deem
sanmak, tutmak, farz etmek, varsaymak
to hand in glove with someone
birileriyle sıkı fıkı olmak
to whitewash
aklamak, temize çıkarmak, kusurlarını örtmek
nascent
yeni oluşan, oluşmaya başlayan, olgunlaşmamış
flaw
kusur, noksanlık
unequivocal
tartışmasız, açık, anlaşılır, samimi
to spawn
ortaya çıkmak, doğurmak, meydana getirmek
in hindsight
geriye dönüp baktığımda, şimdi geriye baktığımda
mishap
talihsizlik, şanssızlık, aksilik
to snuggle up
birine sarinmak (to someone)
correction official
infaz memuru
at the vanguard
öncü olarak, pilot bölge uygulaması gibi
solitary confinement
hücre hapsi
to confine
hasretmek, sınırlandırmak, hapsetmek
infraction
suç, ihlal, bozma
abysmal
çok kötü, berbat
solo
tek kişinin yaptığı
to promulgate
yayimlamak, yaymak (inanç/düşünce vb'ni)
paltry
küçük, kiymetsiz
scarce
kıt, sınırlı, az
to mount
çoğalmak, artmak, çıkmak
to plead guilty to
suçu kabul etmek
to exculpate
suçsuz olduğunu ispatlamak, sorumluluğunu kaldırmak
woefully
ne yazık ki
penitentiary
cezaevi, ıslahevi
to repute
sanmak, saymak, farz etmek
repute
ün, isim, şöhret, şeref, itibar
to renew ablution
abdest tazelemek
weary
yorgun, bitap, bitkin
indigent
muhtaç, sefil, yoksul
indignant
dargın, kızgın (haksızlıktan dolayı), içerlemiş
scarce
kıt, nadir, eksik, seyrek
to straddle
iki arada bir derede kalmak,
retarded
zihinsel özürlü
turnstile
turnike, dönerkapı, çevir-geç
to evade
kendini kurtarmak (bir yükümlülükten), kaytarmak, kaçamak yapmak
caseload
dava, dosya yükü
to gerrymander
seçim bölgesini bir siyasi partinin çıkarlarına uygun düşecek şekilde ayarlamak, hile yapmak
aid in dying
ötenazi
to ejaculate
fışkırmak, boşalmak