Level 5 Level 7
Level 6

501 - 600


100 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
disability
sakatlık, yetersizlik
windshield
ön cam (araçlarda)
newsagent
gazete bayi, gazeteci
cellar
kiler, bodrum, mahzen, şarap istifi
gradually
kademeli olarak, derece derece, gitgide, yavaş yavaş
trim
kırpmak, kırkmak, süs, süsleme, düzen, düzeltmek, düzgün
lawn
çim, çimen, çimenlik
lawn-mover
çim biçme makinesi
trophy
ganimet, zafer hatırası
excruciate
işkence etmek, eziyet etmek
lush
bereketli, bol, sulu, özlü / Ayyaş
magistrate
sulh hakimi, sulh yargıcı
curdle
pıhtılaşmak, kesilmek, sütü kesilmek, pıhtılaştırmak
retrace
izini takip etmek, kökenine; kaynağına inmek
heel
topuk (ayak ve ayakkabı için)
thumb
başparmak, parmağıyla çevirmek
hip
kalça, kalça eklemi, kuşburnu
glare
parıltı, göz kamaştırıcı ışık / göze batmak, dik dik bakmak, göz kamaştırmak, parlamak, göze batan şey
expedition
sefer, yolculuk (özellikle tehlikeli bir yere) (örneğin Everest'e yolculuk gibi)
undergarment
iç çamaşırı
tentative
geçici, kalıcı olmayan, tereddütlü, belli belirsiz
stalk
sap, yaprak sapı / gizlice izlemek, takip etmek, sessizce yaklaşmak / Kadeh ayağı, gizlice sokulma // a long narrow part of a plant that supports leaves, fruits, or flowers
conclusion
sonuç, karar, son, netice
pursue
kovalamak, sürdürmek, izlemek, takip etmek, yürümek
antagonist
rakip, düşman, muhalif, hasım, karşı çıkan, zıt
escalation
kızışma, gerginlik, yükselme, pahalanma, eskalasyon
worn
yıpranmış, eskimiş, bitkin, yorgun, bitap, bayat (Wear -past participle), çok giyilmiş
umpteenth
sayısız, çok kez, çok
sow
ekim yapmak, ekmek, saçmak, dikmek, tohum ekmek / Dişi domuz, erimiş maden oluğu
backbone
omurga, belkemiği, temel, direk, metanet, karakter kuvveti, karakter gücü (belkemiği hem mecaz hem gerçek anlamda)
cross examination
çapraz sorgu
prop
pervane, desteklemek, dayamak, yaslamak, sahne elbisesi veya malzemesi / Destek koymak, yaslamak
One Thounds and One Nights
Binbir gece masalları
entrust
emanet etmek
impart
bildirmek, söylemek, vermek, uygulamak, açıklamak
sash
kuşak (örneğin dünya güzellerinin taktığı omuzdan bele kadar uzanan) / pencere çerçevesi
parade
geçit töreni, geçit, gösteri, alay, gösteriş, gösteriş yapmak , gösteriş yapmak için dolaşmak
restraint
sınırlama, kısıtlama
riot
kargaşa, isyan, ayaklanma
river basin
nehir havzası, ırmak bölgesi
appal
korkutmak, şok etkisi yaratmak, dehşete düşürmek // The brutality of the crime has appalled the public.
inanimate
cansız (yaşamayan)
jumbo sized
kocaman
surplus
fazlalık, fazla, artan
anno hegirae
hicret yılı, hicret
convent
manastır, rahibelerin yaşadığı binalar (convention yapılan yer, nüansı)
stupendous
muazzam, muhteşem, müthiş, hayret verici, çok büyük
blunt
kör (gerçek ve mecaz), körelmiş, duygusuz
voyeur
röntgenci (cinsel haz için insanları gözetleyen)
haul
çekmek, taşımak, vurgun, (ağır birşeyi çekmek)
comportment
personal bearing or conduct; demeanor; behavior.
laden
yüklü, dolu (örneğin kamyon dolu) - kökeni 'lay' sözcüğü olabilir
lunar landing / moon landing
aya iniş
extensor
ekstensor, uzatıcı kas
boss about
emirler yağdırmak
collusion
hile, gizli anlaşma (kötü amaçlar için)
abdomen
karın (vücutta)
vigor
dinçlik, enerji, kuvvet, yaşama gücü, güç
slipper
terlik, terlikle dövmek
spinneret
örümceğin ip üreten organı, veya ipekböceğinin
appendage
uzantı, ek, ilave, kol, bacak
recreate
canlandırmak, tazelemek
limb
uzuv, kol, bacak, ağaç dalı
cephalothorax
bir tür örümcektir
abrade
aşındırmak, bilemek, sıyırmak, hasar verecek derecede ovmak
septangle
yedi açılı şekil
brawn
kas gücü, fiziksel güç, kas, gelişmiş adele
swampy
bataklık, bataklıklı
stall
ahır, stand, koltuk, oyalama (stand'da oyalama nüansı), tezgah (ticaret yapılan)
tendency
eğilim, meyil
tenacity
azim, yapışkanlık
envenom
zehirlemek, zehir katmak, aşılamak
entrench
sağlama almak, yerleştirmek, siper kazmak, siperlerle kuşatmak, iyice kurulmuş ve değişim geçirmesi beklenmeyen (genelde negatif anlamda)
diversion
saptırma, yönünü değiştirme
salvation
kurtuluş, selamet
retribution
intikam, ceza, öç
nemesis
intikam, karşı koyulamayacak kadar güçlü öğe, durum vb
highbrow
ukalâ, anlaşılması zor ve ciddi (kitap, film vb)
solicit
istemek, kışkırtmak, yalvarmak
chop
pirzola, kesmek, doğrama(k), küçük parçalara ayırmak, (ağaç kesmek, meyve kesmek vb)
maggot
kurtçuk, sinek kurdu, heves, arzu
dignify
paye vermek, şeref vermek, değer vermek
incessant
aralıksız, sürekli, ardı arkası kesilmeden
starch
nişasta, kola, sertlik, ciddiyet
pithy
özlü, kısa ve öz
hereditary
kalıtsal, ırsi
narration
anlatma, öyküleme, hikaye
wisteria
visterya (bir tür bitki, mor renkli)
flea
pire
vicinity
civar, çevre, etraf, dolay, havali
rave
methetmek, hayran olmak, hayranlığını dile getirmek, deli olmak, coşku, tezahürat
constellation
takımyıldız, burç, seçkinler topluluğu
wade
çamurda, suda yürümek, zorla yürümek, yürüyerek geçmek
concurrency
uyumluluk, eşzamanlılık, tutarlılık (concurrence ile aynı anlamdadır)
sinister
fesat, uğursuz, kötü niyetli (sıfat)
franchise
imtiyaz, hak, ayrıcalık
hedgehog
kirpi
evanescence
silinme, yok olma, gözden kaybolma
henpeck
başının etini yemek, vırvır dırdır etmek (karı koca arasında olanın tıpkısı)
delphic
anlaşılmaz, iki anlamlı