Level 12 Level 14
Level 13

1 - 100


100 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
thud
güm, pat, güm sesi, pat sesi, tok ses
metallic
madeni, metalik, hoş olmayan sert ses
creak
gıcırtı, çatırtı, gıcırdamak
hiss
tıslama, tıs, tıslamak, ıslık, ıslıklamak, beğenmediğini belirtmek, yuhalamak
chatter
gevezelik, çene çalmak, laklak etmek, çatırdamak, gıcırdamak
suit yourself
nasıl istersen, keyfin bilir, sen bilirsin, işine gelirse!
howl
uluma, feryat, uğultu, ulumak, havlamak, inlemek, uğuldamak, ağlamak, kahkaha atmak, ürümek, uğultu (rüzgar vb)
tear
gözyaşı, yırtık, koparmak, yırtmak (tore = geçmiş zaman hali)
mean
ahlaksız, terbiyesiz, kötü, ortalama
jingle
çınlama, şıngırtı, çan sesi, şıngırdamak, çalmak, çınlamka
marching band
bando takımı, sokak grubu
cheer
tezahürat, neşe, alkış, neşelendirmek, alkışlamak, neşeli sesler çıkarmak
gasp
nefesi kesilme, iç çekme, soluğu kesilme, nefesini tutma (duyulur bir şekilde iç çekme: heyecandan, korkudan vb)
mustache / moustache
bıyık
grunt
homurtu, hırıltı, domuz homurtusu, homurdanmak, domuz gibi homurdanmak, oflayıp puflamak
hold against
suçlamak, yüzüne vurmak, yüklemek (suçu), aleyhinde kullanmak
escort
eşlik etmek (korumak/gözetmek amacıyla), koruma, muhafız
bakery
fırın, ekmekçi dükkanı, fırıncılık, ekmek fırını
snore
horlama, horultu, horlamak
waft
esinti, hafif koku, rüzgar flâması, taşımak, sürüklemek
straighten
düzeltmek, doğrumak, doğrultmak, yoluna koymak (ve mecaz halde = odayı düzenlemek düzeltmek vb)
float
su üzerinde batmadan durmak, uçmak, batmadan yüzmek
prowl
sinsice dolaşmak, fırsat kollamak, kolaçan etmek
tacky
pejmürde, kılıksız, kalitesiz, yapış yapış, yırtık pırtık, yapışkan
by far
ziyadesiyle, öbürlerinden kat kat daha, fersah fersah, açık ara
plucky
cesur, yürekli, yiğit
all the rage
son moda, son derece popüler
ghastly
korkunç, berbat, ölü gibi solgun, zoraki
cough
öksürük, öksürmek
burst
aniden patlamak, patlama, aniden (bir yere) girme veya aniden çıkma // Thousands of gallons of oil flowed into the river when an oil pipeline burst.
cane
baston, kamış, sopa, bambu, değnek
misbehave
yaramazlık etmek
groan
inilti, inleme, sızlanma (örneğin kas gücü isteyen bir işi yaparken)
branch
dal (bitki veya mecazi anlamda), kol, şube, branş
scarecrow
korkuluk, bostan korkuluğu, hırpani kılıklı tip, pejmürde tip
turnip
turp, şalgam
barely
zar zor, zorla, güçlükle
chuckle
kıkırdamak, kıkır kıkır gülmek, kendi kendine gülmek
cunning
kurnazlık, zekilik, marifet, etkileyici, beceri, şeytanlık, hinlik, kurnaz, , zeki, marifetli, sevimli, açıkgöz, tilki gibi, şeytan
growl
homurtu, hırlama, hırlamak, homurdamak, homurdanarak söylemek, sızlanma
shawl
şal, eşarp, başörtüsü, atkı
shrivel
buruşmak, kırıştırmak, buruşturmak, kırışmak
dump
çöplük, çöp yığını, mezbele, çöp dökmek, indirmek, yığmak, dökmek, boşaltmak
envy
imrenme, gıpta, kıskançlık, çekememezlik, kıskanmak
once in a while
arada bir, ara sıra
pant
solumak, hızlı hızlı solumak
crow
karga, ötmek
sake
hatır
rattle
hırıltı, takırtı
tinkle
çıngırtı, çıngırdamak (i'll give you a tinkle / ben seni yarın çaldıracağım (telefon))
granny / grannie
büyükanne, nine
giggle
kıkırdamak, kıkır kıkır gülmek
dust
toz, tozunu almak, toz serpmek
disguise
maske, gizlemek, saklamak, kılık değiştirme
bear
taşımak, katlanmak, üstlenmek (bir haberi taşımak gibi)
witch
cadı (kadın büyücü)
wizard
büyücü (erkek), bir şeyde usta (kişi)
chug
pat pat etmek, pat pat ederek yol almak / çuf, çuf çuf (makinelerden, trenlerden çıkan ses) / yavaş ama istikrarlı şekilde yol almak (mecaz ve gerçek anlam)
bacon
domuz pastırması, tütsülenmiş domuz eti
raspberry
ahududu, ağaççileği
jabber
hızlı konuşmak, hızlı ve anlaşılmaz şekilde konuşmak
bucket
kova, kovayla taşımak, dörtnala koşturmak, bardaktan boşanırcasına yağmak (bkz kovayla su dökme nüansı)
bargain
pazarlık, anlaşma, kelepir, anlaşmak, uyuşma
muffle
boğmak (ses), kalın giyinmek, susturucu, bir sesin diğer bir sesi örtmesi
sizzle
cızırtı, cızırdamak
slice
dilim, dilimlemek, pay, kesme vuruşu, spatula
scorch
yakmak, kavurmak, yanmak, alazlamak
gulp
yutmak, yutkunmak, yudum
wring
koparmak, acıtmak, burmak, kuvvetle sıkmak, sıkma, burma, döndürme
grumble
homurdanma, söylenme, yakınma, guruldama
timid
ürkek, korkak, çekingen, utangaç, tutuk, cesaretsiz, mahçup
rampage
tantana, öfkelenmek, kudurmak, sağa sola sataşmak
tongs
maşa
sweep
süpürme, (zemini, yeri) süpürmek, taramak, temizlemek, ocakçı, mayın tarama, tarayıcı / wipe ile benzer kelime
moan
inilti, inlemek (mourn ile benzer)
smother
boğmak (yüzüne birşey kapatarak boğmak (örneğin yastık)) / ('O'nu öpücüğe boğdu.' anlamında da kullanılabilir)
lake
göl, koyu kırmızı boya
runaway
kaçak, firari
admit
itiraf etmek (istemeyerek)
ridge
dağ sırtı, yükselti, bir şeyin yükseltili hali
tape
bildiğimiz yapışkan bant (yuvarlak olan) / bant, şerit, kaset, bantlamak, kaydetmek (kasede)
mess
dağınıklık veya kirlilik (oda vb) / karmakarışıklık
rid
kurtarmak
attorney
avukat, vekil
gee
at'a sağa dönmesi için komut vermek, vay be! (şaşkınlık belirtir)
van
şu şişko araçlar, transit // a vehicle used especially for carrying goods, which is smaller than a truck and has a roof and usually no windows at the sides // a large box-like car that can carry a lot of people
dean
dekan, başkan, en kıdemli üye, baş rahip
pie
turta (bildiğin turta)
cab
taksi, fayton, atlı taksi (eskilerde), aracı kullanan kişinin yeri, makinist yeri
switch
şalter (elektrik), değiştirmek, ışığı açma kapama düğmesi
willow
söğüt ağacı, hallaç makinesi, hallaç makinesiyle atmak
prom
balo, (özellikle okul balosu; yılsonunda yapılan), ayakta izlenen konser, plaj gezintisi
stake
kazık, yere çakılan kazık (mülkün senin olduğunu işaretlemek için çakılır), silah olarak kullanılabilen ucu sivri edilmiş tahta
rex
hükümdar (erkek), kral
tory
muhafazakar partili (kişi) (Birleşik Krallık için)
whip
kırbaç, kamçı, kırbaçlamak, birşeyi aniden çıkarmak (to move or remove something with a quick sudden movement)
bust
büst (heykel olarak), göğüs (kadında), polis baskını, baskın, tutuklamak, // kırmak (örneğin vazoyu)
stamp
pul, kaşe, damga, ıstampa, damgalamak // üzerine sertçe basmak (bir objenin, veya zeminin üzerine). "böceği ezmek" anlamında kullanmak mümkün.
disaster
afet, yıkım, felaket (mecaz olarak da kullanılır: toplantı tam bir felaketti!)
pine
çam ağacı, özlemek, burnunda tütmek, zayıf düşmek