Level 4 Level 6
Level 5

ATEŞ ---


33 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
loş
Yeterince aydınlık olmayan, yarı karanlık, az ışık alan "İçeriye doğru gittiler, loş bir köşede, küçük bir masaya yerleştiler." - H. E. Adıvar 2. Az aydınlatan (ışık)
türev
Türemiş veya üretilmiş şey 2. Yapım ekiyle kurulmuş kelime, müştak: Sev-gi, sev-in-mek, göz-lük gibi 3. Bir madde üzerinde yapılan kimyasal işlemler sonucu elde edilen bir başka madde
polimer
Tekrarlanan yapısal kümelerin oluşturduğu yüksek molekül ağırlıklı (birleşikler)
perçinlemek
Sağlamlaştırmak, güçlendirmek / İki veya daha çok parçayı, karşılıklı bölümlerini birbiri üzerinde ezerek birleştirmek
imla
Yazım "İmla bahsi yalnız bizde değil Fransa'da dahi gariplikler uyandırmıştır." - A. Rasim 2. Doldurma, doldurulma
rıhtım
Bir akarsu veya deniz kıyısında doldurularak yapılmış, gemilerin indirme bindirme veya yükleme boşaltma yapabileceği yer "Ayakları karada ama eğreti duruyorlar rıhtım taşları üzerinde." - Z. Selimoğlu
obruk
doğal kuyu / 1. Çok yemek yiyen, çok iştahlı 2. İçbükey 3. İçinde su biriken çukur yer, doğal kuyu
mezura
Terzilikte ölçü almak için kullanılan, genellikle 1,5 metre uzunluğunda şerit metre, mezür (bkz. measure)
çiğdem
İzmir'de "çekirdek" için kullanılan kelime
mera
Otlak (coğrafya)
müneccim
Yıldız falcısı // müneccimbaşı : Osmanlılarda, önemli bir işe girişilirken gökbilim hesaplarına dayanarak uğurlu vakti seçmekle, takvim ve yıllık düzenlemekle uğraşan saray görevlisi
milföy hamuru
Çeşitli pastaların yapımında kullanılan, ince açılmış, yağlı bir hamur türü
al takke ver külah
aralarındaki senlibenli dostluğu sürdürerek / uğraşa didişe, çekişe çekişe
kalbur
Tahıl ve başka iri taneli maddeleri elemek için kullanılan büyük delikli veya seyrek telli elek
Pasifik Okyanusu
Büyük Okyanus // Büyük Okyanus, diğer adıyla Pasifik Okyanusu, dünya üzerinde en çok yer kaplayan su kütlesi olması nedeniyle önemli bir yer tutmaktadır.
dalyan
Deniz, göl ve ırmakların kıyılara yakın yerlerinde ağ ve kazıklarla oluşturulan, büyük balık avlama yeri "Dalyanda hamlacılar kaçıştı, deniz bir cam kadar sert ve hareketsiz." - A. Dino
tabu
Kutsal sayılan bazı insanlara, hayvanlara, nesnelere dokunulmasını, kullanılmasını yasaklayan, aksi yapıldığında zararı dokunacağı düşünülen dinî inanç "Bunlar tabuları, dinsel yasakları ve buyrukları içeren gizemsel inanç kurumlarıdır." - M. C. Anday 2. Tekinsiz 3. Yasaklanarak korunan (nesne, kelime, davranış)
gıybet
Dedikodu
manifatura
Fabrika yapımı her türlü kumaş, bez vb. dokuma "Manifatura dükkânı."
serzeniş
Yakınma "Nihayet uzun uzun münakaşalardan, serzenişlerden, çekişmelerden sonra Seyfi, kadını ikna ediyor." - E. M. Karakurt
kulis
Sahnenin gerisinde ve yanlarında bulunan bölüm "Sahneye girişlerinde kuliste sırasını bekliyorlardı." - N. Cumalı 2. Borsa dışında alışveriş yeri 3. Bir amaca ulaşabilmek için ilgili kişiler arasında özel çalışma yapılan yer 4. Bir işin, bir hareketin gizli hazırlık konuşması "Lozan'daki Türk heyetinin kulisleri hakkında pek az şey biliyoruz." - H. Taner
eser miktarda
çok az miktarda
darülaceze
Düşkünlerevi (düşkünlerevi: yaşlılık dolayısıyla çalışamaz durumda olan yoksul kimselerin barındığı yer, toplumsal bir yardım kuruluşu ve onun yapısı, bakımyurdu)
turnike
İnsanların teker teker geçmesini sağlamak amacıyla bazı yerlere konulan, uçlarından biri çevresinde dönebilecek düzende yatay olarak yerleştirilmiş çarpı biçiminde araç
nadide
Az görülür, görülmedik, seyrek görülen "El işi olmasına rağmen el değmeden yapılmış hissini veren bu nadide sanat eserine hayrandı." - C. Uçuk
gam yememek
üzülmemek, tasa etmemek "Bana derler gam yükünü sen götür / Benim yük götürür dermanım mı var?" - Karacaoğlan
heyelan
Toprak kayması "Bizi belimize kadar gömen heyelanın altından başlarımızı güç doğrultmuştuk." - F. R. Atay
umar
Çare
had
Sınır, uç 2. Derece
bizatihi
Kendiliğinden "Edebiyatı yok etmeye kalkarsak konuşma dili bizatihi özelliğini kaybedecek, yoklaşacaktır." - İ. Özel
erozyon
aşınma, aşınım, itikâl / Yer kabuğunu oluşturan kayaçların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etmenlerle yıpratılıp yerinden koparılarak eritilmeleri veya bir yerden başka bir yere taşınması olayı 2. Değer veya saygınlık kaybetme
ahir ömür / ahir-i ömr
Ömrün son dönemi, son zamanları
istirham
Yalvarma, merhamet dileme