Level 2 Level 4
Level 3

HAVA ---


33 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
akut
çabuk ilerleyen ya da ilerlemiş, iveğen (hastalık)
istim
buhar / Gücünden yararlanmak için elde edilen buhar, islim
pediyatri
Çocuk sağlığı ve hastalıkları ile ilgili hekimlik dalı
hısım
Aralarında kan bağı bulunan ya da evlilik yoluyla aralarında bağ oluşmuş olanlardan her biri, akraba
almanak
yılın bayram, yıldönümü gibi belli günlerini, birtakım gökbilim, meteoroloji bilgilerini, kimi alanlarla ilgili istatistikleri vb. veren kitap biçiminde takvim, yıllık
hipodrom
At yarışları yapılan alan, koşu alanı 2. Yunanistan ve Roma'da at ve araba yarışlarının yapıldığı yer "Meşhur hipodromu yıkılmıştı, harabesi bir taş ocağı gibi kullanılıyordu." - Y. K. Beyatlı
hasbihâl
sohbet "Dayıyla yeğen arasında o uzun, o bitmez tükenmez hasbihâllerin mevzusu neydi?" - Y. K. Karaosmanoğlu
ustura
Tıraş için kullanılan, açılır kapanır, çok keskin bıçak, baş bıçağı, yülgü "Tayyar ile kalfaları tertemiz giyinmişler, boyuna ellerindeki yepyeni usturaları kılağılıyorlar." - O. C. Kaygılı
siklet / sıklet
Ağırlık, yük 2. Sıkıntı
lodos
Güneyden veya güneybatıdan esen ve bazen de yağış getiren yerel rüzgâr, kaba yel, boz yel "Dinmiş lodosların uğultusu içinde / İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı" - O. V. Kanık (lodosa çevirmek: hava soğukken lodosla ısınmak)
cemre
Şubat ayında birer hafta arayla havada, suda ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi
hasım
Düşman, yağı 2. Bir oyun, dava veya yarışta karşı taraf "O yalnız hasmıyla değil bütün sirk halkıyla güreşiyor." - H. E. Adıvar
aheste
Yavaş, ağır 2. Yavaş, ağır bir biçimde "Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın." - Y. K. Beyatlı
alaturka
Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Doğuluca, alafranga karşıtı / Düzensiz, yöntemsiz "alaturka bir çalışma." / "Alaturka, eski tahta kapısının dışarıdan da içeriden de çengelleri var." - A. Kutlu (frenk:Osmanlıların Avrupalılara, özellikle Fransızlara verdikleri ad)
muadil
Eşit, denk, eş değer
peron
tren istasyonlarında demiryolu boyunca uzanan ve trene binmeye, trenden inmeye yarayan, yüksekçe döşeme. 2. büyük otogarlarda otobüslerin kalktığı yerlerden her biri.
çiselemek
Yağmur için: yavaşça yağmak
meltem
Yazın karadan denize doğru esen mevsim rüzgârı "Meltemin esmeye başladığı güneyden yavaş yavaş rüzgârsız ölü dalgalar sallana sallana gelmeye koyuldu." - Halikarnas Balıkçısı
zevce
karı, eş
veraset
Kalıtım / Mirasta hak sahibi olma
hoyrat
Kaba, kırıcı ve hırpalayıcı 2. Kaba, kırıcı ve hırpalayıcı bir biçimde "Ne hoyrat kullanmışlar / Sevincin sesi çıkmıyor" - B. Necatigil
sempozyum
Bir konunun uzmanlık alanları farklı olan kişiler tarafından ele alınarak o konunun tüm yönleriyle tartışılması / Bilgi şöleni
zeval
Yok olma, yok edilme 2. Suç, kabahat, sorumluluk 3. Bozulma 4. Öğle
muzır
Zararlı "Görüyorsunuz ya iki gözüm, işsizliğin fazlası hem işverenler hem işçi arayanlar için muzırdır, iki gözüm, muzırdır doğrusu!" - N. Hikmet 2. Her şeyi bozan, karıştıran (çocuk) 3. Yaramaz, cinsel gelişmeye zararlı 4. Sağlığı bozan
alafranga tuvalet
Üzerine oturularak kullanılan kapaklı tuvalet
naaş
Ölen insanın vücudu, ceset
namahrem
Yabancı, el / Evlenmelerinde yasa bakımından sakınca olmayan (kadın ve erkek)
cemre düşmek
sıcaklıkların yükselmesi "Bugün cemre suya düştü."
pedagoji
Eğitbilim / Pedagoji, çocuklarda "eğitim bilim ve teorisi" anlamına gelmektedir. Çocuklarda öğrenme, öğrenme problemleri, diğer kültürlerin nasıl öğrendiği vb. pedagoji kapsamındadır.
bohem
Yarınını düşünmeden günü gününe tasasız, derbeder bir yaşayışı olan (kimse veya topluluk) "Gecenin bu saatinde bohem arkadaşlarımın bulunabilecekleri büyük bir birahanenin kapısı önünde durdum." - P. Safa //// Çingenelerin göçebe ve başıboş yaşamlarına benzer biçimde günü gününe, tasasız, derbeder bir yaşayışı olan (kimse, genellikle sanat ve yazın çevresinden kimse ya da topluluk).
kinaye
Düşünüleni dolaylı olarak anlatan söz "Babam bu kinayeyi anlardı sanırım fakat anlamamazlıktan gelirdi." - Y. K. Karaosmanoğlu 2. Üstü kapalı, sitemli, dokunaklı söz "Demek lokantadaki kinayeler hep ona karşıydı. Aleyhine bir şeyler kuruluyordu." - S. F. Abasıyanık 3. Bir sözü gerçek anlamının dışında kullanma sanatı
sahabe
Hz. Muhammed'i görmüş ve onun sohbetinde bulunmuş Müslümanlar, ashap 2. Sahipler, sahip çıkanlar (bkz: sahip, sahibe)
sözüm ona
Sanki, güya