Level 1 Level 3
Level 2

TOPRAK ---


33 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
atalet
Tembellik "Sabah ataletiyle gezinerek kirli karyolasından sıyrıldı." 2. İşsizlik, işsiz kalma 3. İşlemezlik 4. Süredurum
meziyet
Üstünlük, beceri
ilhak
Katma, bağlama, ekleme 2. Egemenliği altına alma
kanıksamak
Alışmak, Çok tekrarlama sebebiyle etkilenmez olmak 2. Bıkkınlık getirmek, usanmak
yüksünmek
Üşenmek, tembellik etmek "Sait Faik'i Sait Faik yapan, bütün o yüksündüğü özellikleri idi. Aylaklığı idi, başıboşluğu idi." - H. Taner
dirayet
Kavrayış, Zeka, Beceriklilik
piyade
Yaya / Piyon / Yaya olarak savaşan askerlerin oluşturduğu sınıf "Piyadeler savaşta genellikle en önde giderler."
sığ
Derinliği az, dibi yüzeyine yakın olan (göl, deniz, akarsu vb.) "Mercan adaları sığ bir kayalığın etrafını alırlar." - S. F. Abasıyanık 2. Ayrıntıya inemeyen, yeterli olmayan, yüzeyde kalan "Sığ düşünce."
hazin
Hüzünlü "Her şey dayanılmayacak kadar hazindi." - A. İlhan (bkz: hüzün)
körük
Ateşi canlandırmak için kullanılan ve açılıp kapandıkça içindeki havayı üfleyen araç / Bazı araçların açılıp kapanabilir üst üste katlanmış bölümü / Bazı müzik araçlarında hava vermeye yarayan, el veya ayakla işletilen meşin veya kâğıt bölüm "Akordiyon körüğü."
işgüzar
Gereği yokken, genellikle kendini göstermek için işe karışan (kimse) 2. Eli işe yatkın, becerikli (kimse)
flama
İşaret olarak veya çeşitli amaçlarla kullanılan küçük bayrak 2. Mühendislerin, haritacıların kullandığı renkli belirtme sırığı 3. Alev 4. askerlikte- İki veya üç köşeli, küçük boyutlu bayrak
efsun
Büyü "Şayeste'nin reise büyü yaptığına ve adamı başka kadınlara karşı efsunla bağladığına kanaat getirmişti." - H. Taner
fiksiyon
Kurgu, Gerçekte olmadığı ya da olup olmadığı bilinmediği halde varmış gibi düşünülen şey, Yapıntı
tıknaz
Şişmanca, toplu, kısa ve kalın yapılı, tıkız "O yuvarlak ve dazlak kafalı, top sakallı, tıknaz bir adamdı." - Y. K. Karaosmanoğlu
güverte
Geminin yüzeyi (Gemilerde gövde, depo ve kamaraların üzerini kaplayan, sabit, sert malzemelerden inşa edilmiş yüzey)
avam
Alt tabaka (halk), havas karşıtı "Bu zihniyette olan avam değildi, bilhassa havas denilen insanlar böyle düşünüyordu." - Atatürk
iskele
Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer / Geminin sol yanı "Vapurdan indi, iskeleye çıkar çıkmaz etrafına bakındı." - S. F. Abasıyanık // Binaların ve yapıların cephelerine kaba inşaat işleri bittikten sonra ince işlerde boya ve yalıtım işlerinde kullanılmak üzere kurulan sistem (bkz: iskelet)
hüviyet
Kimlik "Hüviyetini saklayan zengini de merak ediyorlardı." - H. E. Adıvar
evham
Kuruntular "Evhama gelince, o dipsiz bir kuyunun ağılı suyudur." - E. Şafak
hışım
Öfke, kızgınlık
alafranga
Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili, Batılıca, alaturka karşıtı 2. Avrupa kültürüne özgü olan 3. Avrupa uygarlığını benimsemiş, Avrupa eğitimiyle yetişmiş (kimse)
peşmerge
fedai, savaşçı / Peşmerge (Kürtçe: پێشمه‌رگه, Pêşmerge, kelime anlamı savaşçı veya fedai. Pêş, Kürtçede Önce; merg ise ölüm anlamına gelir. Peşmerge, ölümün önünde gidenler, ölümüne anlamındadır.), silahlı Kürt güçlerine verilen isimdir.
kalibre
Mermilerde, ateşli silahlarda çap 2. Kişinin çapı
bilakis
Aksine "Bilakis tecrübeli bir adam gibi söz söylüyorum, inanınız." - P. Safa
termik
Isıl / Isının üretilmesini, iletilmesini ve kullanılmasını inceleyen fizik dalı
sıla
Bir süre ayrı kaldığı bir yere veya yakınlarına kavuşma 2. Gurbetteki bir kimse için doğup büyüdüğü ve özlediği yer "Bakarım bakarım sılam görünmez / Ara yerde yıkılası dağlar var" - Karacaoğlan
perakende
Malların teker teker veya birkaç parça durumunda azar azar satılmasına dayanan (satış biçimi), toptan karşıtı 2. Bu biçimde alınan veya satılan 3. Düzenli olmayan, ayrı ayrı, dağınık, perişan
vernik
Eşya yüzeylerinde kullanılan kaplama malzemesi / İnce bir tabaka olarak uygulandıktan sonra saydam biçimde katı duruma gelen, kuruyan yağlar, reçine ve çözücüden oluşan kaplama malzemesi
mayhoş
Tadı şekerli ve az ekşi olan "Mayhoş bir şerbet." 2. Bozulmuş veya bozulmaya yüz tutmuş olan (dostluk ilişkisi) "Bugünlerde aramız mayhoş bir durum aldı."
kaşağı
Hayvanları tımar etmek için kullanılan, sacdan, dişli araç 2. Sırtı kaşımak için kullanılan uzun saplı, ucu kaşık veya el biçiminde, tırnaklı araç
temyiz
Ayırt etme 2. Mahkemelerce verilen kararın kanun ve usul yönünden incelenmesini sağlayan yasal yol "Dama tıkıldım ama temyizde beraat ettim." - A. Gündüz
nevir
Yüzün rengi, bet beniz