Level 13 Level 15
Level 14

Endless


111 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
hıncahınç
Ağzına kadar, tıka basa
dümbük
pezevenk
yaldız
eşyaya altın ya da gümüş görünüşü vermek için kullanılan, sıvı ya da yaprak durumundaki altın, gümüş ya da bunların taklidi olan madde. / Bu madde ile eşyalara yapılan süs / Aldatıcı dış görünüş, göz boyama
korelasyon
Bağıntı / iki rassal değişken arasındaki doğrusal ilişkinin yönünü ve gücünü belirtir
regüle
düzenleme, ayarlama
transistör
Geçirgeç veya transistör girişine uygulanan sinyali yükselterek gerilim ve akım kazancı sağlayan, gerektiğinde anahtarlama elemanı olarak kullanılan yarı iletken bir elektronik devre elemanıdır.
regülatör
Regülatör Nedir Nasıl Çalışır? Regülatör, alçak gerilim sistemlerinde -90V, +50V aralığında enerjinin az veya çok gelmesi durumlarına karşı halk dilinde yükselteç olarak bilinen tek sarımlı trafoların genel adıdır. Regülatörler, tıpkı trafoların gibi giriş ve çıkış sargılarının oranıyla giriş ve çıkış voltajının ayarlandığı varyak adı verilen tek sarımlı trafo gibi düşünülebilir. / Şebeke geriliminde belirli zamanlarda yükselme ve düşme gibi dengesizlikler meydana gelir. Bu dengesizlikler verim kaybına sebep olur. İşte tüm bu olağan dışı dengesizlikleri önlemede kullanılan cihazlarda regülatörlerdir. Yani gerilim dengelemesi yaparak verimi arttırmayı sağlar. Frekans, güç, basınç, gerilim, hız ve akım gibi birçok fiziksel büyüklüğü sabit tura ve bu değerleri tekrar değiştirerek sabit tutabilir.
radyatör
bir akaryakıtın yanmasından ya da sıcak bir akışkandan aldığı ısıyı dışarı ileten dökme demir, çelik ya da alüminyumdan yapılmış dilimli borulardan oluşan ısıtma aracı. / bağlı bulunduğu motordaki ısı derecesinin yükselmesini önleyen soğutucu. Radyatör malzemeleri, bakır veya pirinç olmakla beraber son yıllarda alüminyum alaşımından yapılmış radyatörler kullanılmaktadır.
vandal
Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse veya topluluk / Miladın başlangıç yıllarında yaşayan ve Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşlarda acımasızlığı ile ün salan bir Doğu Germen halkı
yetim
Babası ölmüş olan (çocuk), babasız
eyer
Binek hayvanlarının sırtına konulan, oturmaya yarayan nesne
mazgal
yağmur sularının kanalizasyona akmasını sağlayan; yollarda bulunan demir parmaklıklar / Kale duvarlarında iç yanı geniş, dış yanı dar delik
koru
Bakımlı küçük orman
ültimatom
Bir devletin başka bir devlete verdiği ve hiçbir tartışma veya karşı koymaya yer bırakmaksızın, tanıdığı sürede isteklerinin yerine getirilmesini istediği nota
şamandıra
Halkalarına tekne bağlamak için limanda demirlenmiş olan fıçı vb., yüzer top / Denizde yol göstermeye, bir tehlikeyi veya geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer cisim
istifrağ
kusma
kıraat
Okuma / Kur'an'ı belli kural ve işaretlere göre okuma
hane
Ev, konut / Ev halkı
kıraathane
Kahve, kahvehane
farazi
Belirgin olmayan, varsayıma dayanan, varsayımsal
muhtelif
Çeşit, çeşitli / Zıt, birbirini tutmayan
yumru
Yuvarlak, şişkin şey / kök veya dallarda bulunan, yedek besin taşıyan şişkin madde / Genellikle derinin içine gömülü, yuvarlak ve sert oluşum, nod
itikat
İnanma, inanç
akil
Akıllı
batıl
Gerçek olmayan
Nevruz
"Eski takvimlere göre yılın ve baharın ilk günü sayılan martın yirmi birine rastlayan gün "
enflamasyon
iltihap, yangı, Vücudun mikroplara karşı koymak için herhangi bir yerine fazla kan hücumu ile orada şişkinlik, kırmızılık, ısı ve ağrı ile beliren irin toplaması
akil baliğ
Yaşla birlikte aklın da olgunlaşması, olgun, ergen
iltimas
adam kayırma
mukavemet
Dayanma, dayanırlık, direnç
fersah
Yaklaşık 5 kilometrelik bir uzaklık ölçüsü / Çok uzun mesafe, uzaklık
mütemadi / mütemadiyen
Sürekli, aralıksız
kümülatif
birikmiş, katlanmış, yoğun, kümeli
şecere
Soyağacı, ağaç
nüans
fark, ince ayrım, ayırtı
francala
İyi nitelikli undan yapılan ince uzun ekmek
aba altından sopa göstermek / aba altından değnek göstermek
imalı bir biçimde tehdit etmek.
bilmukabele
"düşüncelerimiz karşılıklı" anlamında verilen cevap
sebat
bir işi sonuna değin sürdürme, sözünden veya kararlarından dönmeme
deklare etmek
açıklamak / bildirimde bulunmak, bildirmek
resesyon
durgunluk (ekonomi)
infial
Birine içerleme, gücenme, kızgınlık duyma 2. Herhangi bir şeyden etkilenme
İnfial uyandırmak
kızgınlığa yol açmak, öfke yaratmak
pesimist
Kötümser, optimist karşıtı
canan
sevgili / Gönülden sevilen, gönül verilmiş olan kadın / Tanrı (tasavvuf)
ihtiyat
ileriyi düşünerek ölçülü davranma, sakınma 2. Gereğinden fazla olup saklanan şey, yedek
daniska
En âlâ, en iyi şey
nail
Erişmiş, ele geçirmiş, başarmış, kazanmış, ulaşmış
timsal
Simge, sembol, örnek
kadim
Başlangıcı olmayan, eski, ezelî
müşavere
Danışma
kozmopolit
Çeşitli uluslardan kimseleri barındıran, içinde bulunduran / Ulusal özelliklerini yitirmiş kimse
muasır
Çağdaş // Gerek sosyal gerekse bilimsel açıdan diğer ülkelerden daha önde olan ülkenin bulunduğu konum
müstakil
başka bir yapı ile bağlantısı olmayan, bağımsız / Kullanış yönünden belli kişi veya kişiler için ayrılmış olan
çetin
zor
düstur
Genel kural 2. Yasaları içine alan kitap
müstahak
Hak etmiş, hak kazanmış, layık
beşeri
insanla ilgili / Bedensel, bedenle ilgili
Cebrail
Allah tarafından peygamberlere vahiy getirmekle görevlendirilen dört büyük melekten biri
frekans
Sıklık
çapul
Soygunculuk, plaçka / Yağma
frank
Fransa, İsviçre, Belçika vb. ülkelerin para birimi
eflatun
Açık mor renk
spesiyalite
özel, özellik
muallak
Sonuca bağlanmamış, sürüncemede kalmış / Asılmış, asılı
Kadir Gecesi
Kur'an'ın; Allah tarafından Cebrail aracılığıyla Muhammed'e vahyedilmeye başlandığı gece
kozmoz
evren
nevale
Azık / Gerekli yiyecek ve içecek şeyler
nevaleyi düzmek / nevalesini düzmek
gerekli yiyecek ve içeceği sağlamak
soğuk nevale
Sevimsiz, sıkıcı (kimse). Soğuk neva (nevale: Azık / Gerekli yiyecek ve içecek şeyler)
teres
cinsel ilişki öncesinde aracılık eden kimse, dümbük, godoş, muhabbet tellalı, kavat, astik, dasnik
kozmik
Evrenle ve onun genel düzeniyle ilgili
sırma
Altın yaldızlı veya yaldızsız ince gümüş tel (yaldız: eşyaya altın ya da gümüş görünüşü vermek için kullanılan, sıvı ya da yaprak durumundaki altın, gümüş ya da bunların taklidi olan madde. / Bu madde ile eşyalara yapılan süs / Aldatıcı dış görünüş, göz boyama)
vesayet
vasilik (vasi: Bir yetimin veya akılca zayıf, hasta birinin malını yöneten kimse)
vasi
Bir yetimin veya akılca zayıf, hasta birinin malını yöneten kimse / Ölen bir kimsenin vasiyetini yerine getirmekle yükümlü olan kimse
kaltak
Fahişe / Üzeri meşin, halı vb. şeylerle kaplanmamış olan eyerin tahta bölümü / 2. Kuskunsuz eyer 3. İffetsiz, namussuz kadın
tekamül
Evrim / olgunluk, olgunlaşma, gelişim, gelişme, kemal bulma
ergin
on sekiz yaşına gelmiş olan (kimse), reşit / Olmuş, yetişmiş, kemale ermiş
koz kırmak
elindeki kozlardan birini kullanmak / yanlış tutum içinde bulunmak
kafadar
kafadaş, kafa dengi, büzüktaş
büzük
Anüs / Toplanarak büzülmüş
serkeş
kafa tutan, başkaldıran
sabık
Geçen, önceki, eski
yakin
Sağlam, kesin bilgi 2. Bir şeyi iyice, kesinlikle bilme
müphem
belirsiz, gizli
orbit
yörünge, çember
zevküsefa
Eğlenme, eğlence
mehter
Çadırlara bakan uşak / Mehter takımında görevli kimse
rahvan
Koşarken bir yandaki iki bacağını aynı anda atan binek hayvanlarının biniciyi sarsmayan en yavaş koşma biçimi / Bu biçimde koşan (binek hayvanı)
ezel
Başlangıcı belli olmayan zaman, öncesizlik
oktav
Sekiz sesten oluşan ses dizisi, bir do sesiyle ondan sonraki do sesi arasındaki uzaklık
deyyus
Karısının veya kendisine çok yakın bir kadının iffetsizliğine göz yuman (kimse) 2. (de'yyus) Bir sövgü sözü
lakırtı
söz, laf
resul
Kendisine kitap indirilmiş peygamber 2. Haberci
nebi
Kendisine kitap indirilmemiş peygamber
buhur / tütsü
Dinî törenlerde yakılan kokulu ağaç vb. maddeler
banliyö
şehir merkezinden uzakta veya sınırlarına yakın yerlerde bulunan şehir yöresi, yörekent
istinat
Dayanma, yaslanma / Güvenme, kuvvet alma
istinat duvarı
Toprak veya yapının kaymasını önlemek için yapılan, direnç sağlayan duvar
perdah
Parlatma, parlaklık verme
pektin
Bitki dokularında bulunan renksiz madde / Özellikle bitki hücrelerinin orta lamelinde bulunan büyük moleküllü karbonhidrat karışımı madde
hale
Bazı yıldızların, özellikle ayın çevresinde görülen geniş ve aydınlık teker, ayla, ağıl / Hristiyanlıkta aziz sayılanların resimlerinde başları çevresinde çizilen daire
efkâr
(Tekili: Fikir) Fikirler. Düşünceler. / Pek fakir, çok fakir.
muşmula
Gülgillerden, 2-3 metre yüksekliğinde dikenli küçük bir ağaç (Mespilus germanica) / Bu ağacın olgunlaşıp yumuşadıktan sonra yenilebilen, yuvarlak, mayhoş, buruk ve beş çekirdekli meyvesi, döngel, beşbıyık
cami
Toplayan, bir araya getiren, bir arada bulunduran
nazım
Şiir / Tanzim eden, düzenleyen. / Sıra sıra, dizi dizi olan şey.
zorsunmak
Yüksünmek, yapacağı işi ağır bir yük veya angarya olarak kabul etmek
plasenta
En temel anlamda plasenta, anne karnında, rahim içinde oluşan ve bebeğin yaşamının devam etmesini sağlayan, hayati ama geçici bir organdır. / Döl eşi
bağır
Göğüs, ahşa
alevi
Alevilik (Arapça: عَلَوِیُّون), Alevî (Arapça: علوِی), bir mezhep veya tarikat olmamakla birlikte; İmam Ali soyundan gelen, onun velayetini kabul eden ve onun taraftarı olan Müslümanları tanımlar.
şambrel
Otomobil lastiği (sadece lastik kısmı kapsar)