Level 12 Level 14
Level 13

It seemed pretty Machine to me - II


111 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
asfalya
sigorta (Ege ağzı) ( asfalya kelimesi yunanca sigorta anlamına gelir ve çoğu izmir'li elektirik sigortası yerine asfalya kelimesini kullanmaktadır.)
şamanizm
Şamanizm, varlığı tüm insanların tarihinde erken taş devrine ve daha da geriye kadar kanıtlanabilen, inisiyasyon içeren bir vecd ve trans tekniği.
döpiyes
Etek ceketten oluşan iki parçalı kadın giysisi
mazlum
Sessiz, sakin, yumuşak kimse. 2. Zulüm görmüş.
homofobi
eşcinsel korkusu
erkân
Bir topluluğun ileri gelenleri, büyükler, üstler / Yol, yöntem / General veya amiral aşamasındaki askerler
başat
Baskın, hâkim, dominant
kafa kağıdı
Nüfus cüzdanı, nüfus kâğıdı, hüviyet
caka satmak
gösteriş yapmak, çalım satmak
nazari
Kuramsal, teorik, bilgi hâlinde, nazariye niteliğinde olan, iş hâline geçmemiş, uygulama alanına çıkmamış olan,
gala
Resmî bir törenden sonra yapılan büyük ve gösterişli şölen 2. Ön gösterim
büluğ
Ergenleşme
peydah / peyda
Belirme, belli, açık, peydah (peyda olmak: belirmek)
sümen
Üzerinde yazı yazmaya yarayan deri kaplı altlık (ofislerde kullanılır)
absürt
Saçma
matine
Tiyatro, sinema, konser salonu vb.nde gündüz gösterisi
enfiye
Kurutulmuş tütünden yapılan ve burna çekilen keyif verici, aksırtıcı toz, burun otu
gravür
Bir baskı tekniği olarak matbaacılıkta ve sanat ürünlerinin yaratımında kullanılan gravür, bir kazıma şekli, çukurbaskı veya oyma baskı olarak adlandırılabilir. Baskı yapılacak görüntü ahşap, metal veya taş levha üzerine çeşitli yöntemler (elle kazıyarak veya asite yedirme) aktarıldıktan sonra levha mürekkep ile sıvanır. Levhanın yüzeyi temizlenince mürekkep yalnız çukur yerlerde kalır ve levhanın üzerindeki görüntü baskı uygulanarak kağıda aktarılır.
hörgüç
Devenin sırtındaki tümsek, çıkıntı 2. Bu çıkıntıya benzeyen tümsek, çıkıntı
munis
Cana yakın, uysal, sevimli / Alışılan, alışılmış, yabancı olmayan / Uygun / Adnan Oktar'ın bizlere tanıttığı kelime
müşrik
Tanrı'ya ortak koşan / şirk koşan
enfeksiyon
Hastalığa yol açan mikrop, virüs, parazit vb. etkenlerin gelişmesi, yayılması
tasavvur
zihinde canlandırma, hayal etme / Tasarım / Düşünce, amaç, niyet, maksat, plan
nahoş
Hoş olmayan, hoşa gitmeyen, kötü, çirkin (bkz: not-hoş [ingilizce mem])
zamir
İçyüz / Kişi, dönüşlülük, gösterme, soru ve belirsizlik kavramları vererek varlıkların yerini tutan söz, adıl (dil bilgisi)
koz
Ceviz (bitki bilimi) / İskambil oyunlarında diğer kâğıtları alabilen, onlara üstün tutulan belirli renk ve işaretteki kâğıt
dangalak
Akılsız, düşüncesiz kimse
darp
dövme, vurma / vuruş (müzik) / çarpma (matematik)
darphane
Madenî para basılan yer
mastar
Sıvacı ve duvarcıların, cetvel gibi kullandıkları, uzun, ensiz ve düz tahta ---- -mak / -mek veya -ma / -me ekleri alan ve ad gibi kullanılan biçimi, eylemlik: al-mak, üşü-mek, gör-me, bul-ma vb
ihtiyar
Seçme, intihap (intihap = seçme, seçim)
ihtiyar heyeti
Köy tüzel kişiliğinde, muhtar başkanlığında görev yapan kişilerden oluşan yetkili organ, ihtiyar meclisi
sefa
zevk, neşe, eğlence / Gönül rahatlığı, rahatlık, kaygısız ve sakin olma
devşirme
Toplama / Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri Ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi
maşrapa
Küçük kap / Metal, toprak, plastik vb.nden yapılmış, ağzı açık, kulplu, bardağa benzeyen, küçük kap
transparan
Şeffaf
muhit
Çevre, yöre, etraf 2. Bir kimsenin sürekli ilişkide bulunduğu insanlar topluluğu, çevre
terapi
tedavi, iyileştirme, iyi etme
terör
yıldırma, yıldırı
tiraj
Baskı sayısı
garez
Kin, gizli düşmanlık / 2. Hedef, amaç, maksat
trajedi
Seyirciye, hayatın acıklı yönlerini göstermek, acıma ve korku duyguları uyandırmak amacıyla üretilmiş eserler
sömestr
Yarıyıl, dönem
spesifik
özgü, özellikli, özgül, özel
sponsor
Destekleyici
tansiyon
Kan basıncı, gerilim
tadilat
değişiklikler
prömiyer
İlk gösteri, ilk oyun
solaryum
Güneşletici 2. Hastalıkları güneş ışınları ile tedavi etmeyi amaçlayan kuruluş
ordövr
Ön yemek, yemekaltı / Yemekten önce sofraya getirilen soğuk yiyecekler
zaaf
irade zayıflığı / düşkünlük / eksiklik, yetersizlik, güçsüzlük
ziraat
Tarım
ütopya
gerçekleştirilmesi imkânsız tasarı veya düşünce
sav
savunulan düşünce, iddia, dava / Atasözü / Haber, söz / Tanıtlanması gereken önerme, tez
aynî
para olarak değil, mal olarak verilen
yekûn
Toplam
camekân
Vitrin, camlık, cam bölme / Göstermelik, satılık şeylerin sergilendiği camlı bölme veya yer / Gözlük
ultraviyole
Morötesi
global
Küresel
aktüel
Güncel / Edimsel (felsefe)
tırpan
Uzun bir sapın ucuna tutturulan, ot, ekin vb.ni biçmeye yarayan, hafifçe kıvrık, uzun çelik bıçak
lavaş
Mayalı hamurdan tandırda pişirilerek yapılan ve yapıldığı yere göre büyüklüğü değişen ince ekmek türü
melanet
Büyük kötülük, lanetlenecek iş veya davranış (lanet ile benzer)
sehven
yanlışlıkla
nazır
Bir yere doğru bakan (ev, oda vb.) / Bakan (başkan, yönetici anlamında) (bkz. nazar)
alabora
Geminin yan yatması 2. Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi
galoş
özel bölümlere girerken ayakkabıya geçirilen ince ve şeffaf kılıf 2. Tabanı tahtadan yapılmış deri ayakkabı
felsefe taşı
Simya ilmine göre dokunduğu her nesneyi altına dönüştüreceğine inanılan taş. Kimya bilimine göre herhangi bir maddeyi altına dönüştürmek mümkün değildir. Zira altın bir bileşik değil bir elementtir.
bıçkın
Kabadayı, külhanbeyi 2. Korkusuz, gözü pek, yürekli, cesur
namazgâh
Açıkta namaz kılmak için hazırlanmış olan ve kıble yönüne doğru dikili bir taşı bulunan yer, musalla
kompartıman
Yolcu trenlerinde vagonların bölmelerle ayrılmış bölümlerinden her biri "Kompartıman tıka basa doluydu." - A. Gündüz
megaloman
Megalomaniye tutulmuş olan, kendini çok büyük gören kimse
fonetik
ses bilgisi, sesleri gösteren, sesçil
müteşebbis
Girişimci "Bu hıyanetin müşterek müteşebbislerine karşı, alınması lazım gelen vaziyet sarihtir." - Atatürk
tabur
Dört bölükten kurulan, bir binbaşının komutasındaki asker birliği 2. Küme, yığın, grup
merci
Başvurulacak yer veya makam
arz
Sunma 2. Piyasaya mal sürülmesi, sunu 3. Yüksek bir makama anlatma, bildirme 4. En, genişlik
Hızır
Hızır'ın; yaşam suyu (ab-ı hayat) içerek ölümsüzlüğe ulaşmış; özellikle de baharda insanlar arasında dolanarak, bolluk ve sağlık dağıtan, darda kalıp başı sıkışanlara yardım eden bir veli (Tanrı nazarında makbul, ermiş bir ulu) veya nebî (peygamber) olduğuna inanılır.[5] Hüviyeti tam olarak bilinmese de halk arasında ve İslam mitolojisinde bir Hızır geleneği vardır. Hızır’ın bir isim değil, bir lakap olduğu genel olarak kabul gören bir kanaattir. Ancak çeşitli kaynaklarda adı ve nesebi hakkında çeşitli fikirler öne sürülmüştür. Bazıları Hızır ile İlyas peygamberin aynı şahıs olduklarını öne sürmüştür.
Hıdırellez
Hıdırellez ya da Hıdrellez, Orta Asya, Ortadoğu ve Anadolu ve Anadolu'da kutlanan mevsimlik bayramlardan biridir. Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan Hıdırellez günü, dünyada darda kalanların yardımcısı olduğu düşünülen Hızır ile denizlerin hakimi olduğuna inanılan İlyas'ın yeryüzünde buluştukları gün olarak düşünülür ve kutlanır.
bilahare
Sonra, sonradan, daha sonra, sonraları
burmak
Bir şeyi iki ucundan tutup ekseni etrafında ters yönlere çevirerek bükmek 2. İğdiş etmek 3. Ağza kekre tat vermek 4. (Mide, bağırsak) sancı tutmak 5. Acıtmak
celp
Askerlik görevini yapmaya çağırma "Bu celpte yüz er geldi." 2. Çağrı belgesi 3. Getirtme, kendi üzerine çekme
girizgâh
Bir başka söze yol açmak için söylenen söz, girişlik
solar
Güneş veya güneş ışınlarıyla ilgili olan, solaris. // Güneş veya güneş ışınlarının etkisiyle oluşan.
hafifmeşrep
Davranışları, içinde bulunduğu toplumun ahlak anlayışına uymayan (kadın), hafif yollu
hicran
Bir yerden veya bir kimseden ayrılma, ayrılık 2. Ayrılığın neden olduğu onulmaz acı (bkz hicret)
kitap ehli
Kuran, İncil, Tevrat, Zebur olmak üzere dört kutsal kitaptan birine inanan, bağlanan kimse.
im
İşaret 2. Alamet
muhammen
Oranlanan, tahmin edilen
maktul
Öldürülmüş, öldürülen
kerrat cetveli
Çarpım tablosu
müdafaa
Savunma, koruma
şafak
Güneş doğmadan az önce beliren aydınlık
kemal
Bilgi ve erdem bakımından olgunluk, yetkinlik, erginlik, eksiksizlik 2. Eder, tutar
gaflet
Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, aymazlık, dalgı
mihrak
Odak (fizikte)
baza
Yatağın yerden yüksek olmasını sağlayan veya sandık olarak kullanılan boş bölmesi / Dolap gövdesinin zemine düzgün oturmasına yarayan çerçeve şeklindeki kaide / Mobilyanın uzunluğunca konulan dar ayak
memur
Yükümlü
güleç
Her zaman gülümseyen, mütebessim
açık deniz
Denizin, kara sularının dışında kalan bölümü 2. Denizin kıyıdan çok uzaklarda bulunan geniş bölümü, engin
ipe un sermek
Kendinden beklenen bir işi yapmamak için birtakım engeller çıkarmak, gerçekleşmesi imkansız şartlar ileri sürmek (işi yapmamak için o kadar bahane aramış ki; ipe un sermek gibi saçma bir bahane uydurmuş nüansı)
nükleer
Atom çekirdeği ile ilgili, çekirdeksel
sulh
Barış
tazmin
Zararı ödeme, karşılama
dahi
Bile
vecd / vecit / ekstaz
Vecd, vecit ya da ekstaz, kimi sözlüklerde «ruhun dünyevi gerçeklikten kurtulduğu kendinden geçme ve coşkunluk hali» olarak tanımlanmakta olup, kişinin bilinci ve hafızası yerinde olmakla birlikte kendisine (dünyevi-fiziksel varlığına, duyumlara) ilişkin hiçbir algılamasının olmadığı ve kişinin tümüyle kendisi haricindeki bir nesne ya da varlıkla (hayal, ruh, ilah vs.) ilgi kurduğu nadir şuur hallerinden biridir.
diaspora
Herhangi bir ulusun veya inanç mensuplarının ana yurtları dışında azınlık olarak yaşadıkları yer 2. Herhangi bir ulusun yurdundan ayrılmış kolu, kopuntu 3. Yahudilerin ana yurtlarından ayrılarak yabancı ülkelerde yerleşen kolları, kopuntu
fora
Yelken açtırma, mayna karşıtı 2. Yelkenleri açtırmak için verilen komut "Fora yelken!"
ibare
bir veya birkaç cümlelik söz
müzakere
fikir alışverişinde bulunma, oylaşma
intikal
Bir yerden başka bir yere geçme, yer değiştirme / Anlama, kavrama