Level 11 Level 13
Level 12

Nature: Not a machine


166 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
kisve
Kılık kıyafet 2. Hacıların Kâbe'de giydikleri beyaz üstlük
savulun
“yol verin”, “çekilin”, “kaçın” anlamında söylenir.
murdar / mundar
Kirli, pis 2. Cinsel birleşmeden sonra yıkanmamış (kimse) 3. Dinî kurallara uygun olarak kesilmemiş olan (hayvan)
destur
izin / savulun, yol verin, izin verin geçelim, çekilin anlamında kullanılır.
sülün
Sülüngillerden, kuyruğu çok uzun, eti yenilen bir kuş (Phasianus colchicus)
kabzımal
Meyve ve sebze üreticileri ile satıcılar arasında aracılık eden kimse, sebze meyve toptancısı, komisyoncu
kalpazan
Yalan ve hile ile iş gören kimse / Sahte para basan veya piyasaya süren kimse
ganyan
At yarışlarında birinciliği kazanan (at) 2. Bu at için alınan bilet
analoji
Benzeşim, benzeşme
bordo
mora çalan kırmızı
sülün gibi
boylu boslu ve yürüyüşü güzel (kız veya kadın)
sedef
griye çalan beyaz renk / metalik renk / Midye, istiridye vb. deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan sedefçilikte kullanılan, pırıltılı, beyaz, sert bir madde.
küheylan
soylu Arap atı.
rejisör
Yönetmen
tay
Üç yaşına kadar olan at yavrusu.
tahtırevan
Omuzda veya deve, fil, at vb. hayvanlara yüklenerek götürülen, üstü örtülü, insan taşınan araç
çelebi
Görgülü, terbiyeli, olgun (kimse) / Bektaşi ve Mevlevi pirlerinin en büyüklerine verilen unvan / Hristiyan tüccar "Çelebi, tütün mü alacaksınız?"
melun
Tanrı tarafından lanetlenmiş olan, lanetli / Lanetlenmiş kimse "Kendisini Müslüman adıyla takdim eden bu kır saçlı melunu da tanıdım." - A. Gündüz / Nefretle karşılanan, kötü
gafil
Çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, aymaz
tebdilimekân
Yer değiştirme
müsterih
Bütün kaygılardan kurtulup gönlü rahata kavuşan, içi rahat olan
makber
Mezar, kabir, metfen
vejetasyon
Bitki örtüsü / Ur
cima
seks
mizansen
kurmaca, düzenti, düzentileme (düzenti: bir durumu olduğundan değişik göstermek amacıyla hazırlanan düzen)
kervansaray
Ana yollarda kervanların konaklaması için yapılan büyük han
neden sonra
Aradan bir hayli zaman geçince / İş işten geçtikten sonra
kervan
Uzak yerlere yolcu ve ticaret eşyası taşıyan yük hayvanı katarı 2. Toplu olarak birbiri ardınca gelen şeyler
revan
Giden, yürüyen
rölanti
Motorlu taşıtlarda motorun en az yakıtla çalışma ayarı
kamber
Sadık köle
işve
Kadınların ilgi çekmek, gönül çelmek için takındıkları hoş, aldatıcı tavır, kırıtma, naz, cilve, eda:
garnitür
Asıl yemeğin yanına eklenen sebze, patates vb. yiyecekler 2. Herhangi bir şeyi ona uygun nitelikte tamamlayan nesne 3. Giyecekleri süslemek için eklenen şey, süs
butik otel
Butik otel az odası bulunan fakat 5 yıldızlı otelden daha lüks konaklama imkanı veren otel türüdür. Butik otellerde genellikle işletme mekan sahibi tarafından yapılır. Burada az sayıda personel vardır ve kişiye özel hizmet verilir.
nazar
Bakış, bakma, göz atma / Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında insanlara, eve, mala mülke hatta cansız nesnelere kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk, göz
müsteşar
Kendisinden bilgi alınan, kendisine danışılan kimse 2. Bakanlıklarda, elçiliklerde bakan veya büyükelçiden sonra gelen en büyük yönetici
kart zampara
zampara
edilgen
pasif, etken karşıtı
müptezel
değersiz / saygınlığını yitirmiş, bayağılaşmış. 2. çokluğu dolayısıyla değerini yitiren.
zikir
Anma, söyleme, sözünü etme 2. Bir tarikata bağlı olanların Tanrı'nın adını art arda söylemesi "Zikir çekmek."
şapel
Küçük kilise / 2. Büyük kiliselerin içinde bir azizin adına ayrılmış küçük ibadet yeri
sinerji
Görevdaşlık / Bir işi yapmak ve sonuçlandırmak için varılan ortak istek, güç
boşan da semerini ye
Çok yemek yiyen obur (Buradaki "boşanmak" kelimesi eşeğin, kendisine vurulan semerden çıkması anlamındadır. Yani "semerini çıkarıp onu da ye bari" denmektedir). / “İstediğin kadar kızsan da umurumda değil.” anlamında bir söz. / sırtına yemek yüklenmiş olan eşeğin hayvanca yemek yemesi nedeniyle söylenmiş söz. hayvanlar neden yemek yediklerini bilmezler. bu nedenle, bu anlamda, kuranda kafirler hayvanlara benzetimistir. ve eşek hayvanı iki şeyden dolayı anırır: açlık ve çiftleşme arzusu.
nazaran
Göre, oranla, kıyasla
cibilliyet
yaradılış (yaradılış: Bir kimsede doğuştan bulunan vücut ve ruh özelliklerinin tümü, mizaç, huy, tıynet, cibilliyet)
entelektüel
Bilim, teknik ve kültürün değişik dallarında özel öğrenim görmüş (kimse), aydın, münevver. 2. Fikir sorunlarıyla ilgili: Entelektüel bir çalışma.
beynelmilel
Uluslararası "Medeniyetin beynelmilel fakat harsın mutlaka millî olduğunu unutmayacağız." - O. S. Orhon
küspe
Hayvan yemi, yakacak ve gübre olarak kullanılan, yağı veya suyu çıkarılmış her türlü yağlı tohum ve bitki artığı / Yağı çıkarılan bitkisel tohumların arta kalan posasıdır. Değerli bir hayvan yemi, yakacak ve gübredir. Pamuk tohumlarının küspesi protein bakımından zengindir. Özellikle sığır ve koyunları beslemede kullanılır.
dinamo
mekanik gücü elektrik gücüne çeviren aygıt.
Yanlış hesap Bağdat'tan döner
Yanlış bir yolda olduğunu anlayan kişi, bu uğurda ne denli emek ve para harcamış olursa olsun, geri dönüp doğru yola yönelmelidir.
nalbant
Hayvanların ayağına nal çakan kimse
röveşata
Futbolda yüksekten gelen topa gövdeyi sırtüstü devirip makas yaparak vurma
şaft
bir motorun hareketini ileten ve ucuna çarklar, tekerlekler ya da pervane vb. bağlanan demir mil.
kerkenez
Kartalgillerden, leşle beslenen, 35 santimetre uzunluğunda, kızılımsı tüyleri olan bir kuş (Falco tinnunculus)
günaşırı
iki günde bir
derviş
bir tarikata girmiş, onun kurallarına ve törelerine bağlı kimse [2] yoksulluğu, çilekeşliği benimsemiş kimse [3] alçak gönüllü ve her şeyi hoş gören kimse [4] (hayvan bilimi) kırlangıç balığının küçüğü
tazyik
Sıkıştırma, darlaştırma 2. Manevi baskı, zorlama, zarara sokma 3. Basınç (fizik)
ziynet
süs
musalla taşı
Cenaze namazı kılınmak için üstüne tabut konulan masa biçiminde yüksekçe taş
istismar
Sömürme / Birinin iyi niyetini kötüye kullanma
sicim
Keten, kenevir vb. bitkilerin liflerinden yapılan ince ip, kınnap
etnik
Kavimle ilgili, budunsal, kavmî
kavanoz dipli dünya
“ölümlü dünya”, “boş dünya” anlamında acınma, üzülme sözü olarak kullanılır. /// kavanozlarin dibindeki yogun cam tabakasi nedeniyle, bakildiginda cisimler gercek halinin disinda gorundugunden, yasayarak tecrubelenen insanlarin her tecrubesinde farkedilen dunyanin sanilan gercegine atifta bulunan bir benzetme.
ahu
ceylan / ince, güzel ve zarif kadın.
dudu
kadınlara verilen bir san, hanım. 2. yaşlı Ermeni kadını.
narenciye
Turunçgiller
gani gani
çok çok
Gani gani rahmet
bol bol rahmet
tebligat / tebliğ
Bildiri
velinimet
Birine, etkisi yaşadıkça sürecek bir iyilik ve bağışta bulunan kimse, ana
kirve
Sünnet olan çocuğun bütün masraflarını üstlendikten sonra sünnet sırasında çocuğu kucağına alarak elini, kolunu tutan ve bütün hayatı boyunca çocuk üzerinde babasına yakın hak taşıyan kimse
harcırah
Yolluk
beyhude
Yararsız, anlamsız
mangır
Bakırdan yapılmış, iki buçuk para değerinde sikke / para
atıl
Tembel / İşsiz, aylak / Etkisiz, işe yaramaz
tefsir
Yorum, yorumlama
halis
Katışık olmayan, katışıksız, saf
şaibe
Kötü düşünce / Hile / Eksiklik, kusur, ayıp
mukaddes
Kutsal
mendebur
Sümsük, sünepe, pis, iğrenç
mukaddime
Ön söz / Bir olayın başlangıcı
müteakip
Arkadan gelen, ardı sıra gelen, ardı sıra / -den sonra (bkz: takip)
beylik
Merkeze tam bağlı olmayarak bir beyin yönetimi altındaki ülke, emîrlik, emaret
hegemonya
Bir kişinin başka bir kişi üzerindeki üstünlüğü ve baskısı (devletler arasında da kullanılır)
rençper
Tarla, bağ, bahçe, yapı ve toprak işlerinde çalışan gündelikçi
nazarında
Birinin düşüncesine göre, birinin gözünde
cetbecet
Soyca, atalardan beri
tahsis
Bir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma
emare
belirti, işaret, alamet, iz, ipucu
içtimai
Toplumsal
yaver
Yardımcı / Emir subayı
payanda
Destek
veranda
Yapının dış kapısının önündeki çatılı, sandalyeli geniş oturma yeri / Üstü kapalı ve çevresi camlı balkon, camlı taraça
kepek
Un elendikten sonra, elek üstünde kalan kabuk kırıntıları
sağdıç
Düğünde gelin veya damada kılavuzluk eden kimse
mentol
Nane kokusu / Naneden elde edilen esansiyel bir yağ türü
mukavele
Sözleşme
velev
İster, isterse, olsa da, kaldı ki, hatta
dana
İneğin bir yaşına kadar olan yavrusu
mübadele
Değişim
zamk
yapıştırıcı olarak kullanılan eriyik (zamk bitkisinden elde edilir)
sair
Başka, öteki, diğer
mekik
El veya otomatik dokuma tezgâhlarında atkı veya argaç denilen ve enine olan iplikleri, uzunlamasına olan arışların arasından geçirmeye yarayan masuralı araç / Genellikle karın kaslarının güçlendirilmesi için yapılan beden hareketi
mukadder
Yazgıda var olan, yazgı ile ilgili olan, alında yazılı olan
edat
Tek başına anlamı olmayan, sonuna geldiği sözle cümledeki diğer kelimeler arasında ilişki kuran kelime türü, ilgeç
varak / varaka
Yaprak (ağaç, defter yaprağı vb) / Yazılı kağıt, varaka / Altın, gümüş veya başka madenler dövülerek oluşturulan ince, parlak yaprak, altın varak, gümüş varak
tevdiat
Banka vb. yerlere para, senet yatırma
tavsamak
Bir iş, bir durum vb. gücünü, hızını kaybetmek, yavaşlamak, gevşemek
kotarmak
Bir işi tamamlamak, bitirmek / Üstesinden gelmek / Hazırlamak
kırkmak
Bir şeyi uçlarından kesmek 2. Saç, sakal veya tüyü kesmek 3. Koyun, keçi vb. hayvanların tüylerini kesmek
çöplenmek
Kendine çıkar sağlamak / Çeşitli yiyeceklerden azar azar yemek
yayık
Tereyağı çıkarmak için sütün, yoğurdun içinde çalkalandığı kap veya makine / Yayılmış, yayvan
kist
içi koloit ya da yağ gibi sıvı ya da yarı sıvı bir maddeyle dolu patolojik torba.
mürüvvet
Bir ailede çocukların doğumu, sünneti, evliliği, iyi bir göreve geçmeleri vb. olaylardan duyulan mutluluk, sevinç 2. Cömertlik 3. Yiğitlik, mertlik
sicil
Resmî belgelerin kaydedildiği kütük / Görevlilerin meslek yaşamlarındaki çalışma durumları / Görevlilerin meslek yaşamlarındaki çalışma durumlarının işlendiği dosya
tümen
Tugayla kolordu arasında yer alan birlik, fırka / Büyük küme, yığın / Onbin
acente
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş
fırkateyn
Üç direkli, bir tür yelkenli savaş gemisi
kuram
Uygulamalardan bağımsız olarak ele alınan soyut bilgi / Belirli bir konudaki düşüncelerin, görüşlerin bütünü / Teori
kama
Silah olarak kullanılan, ucu sivri, iki ağzı da keskin uzun bıçak / Oyunda kazanılan her parti
iveğen
Aceleci / Çabuk ilerleyen, akut
tahakkuk
Gerçekleşme, yerine gelme / ödenecek tutarı belirleme
batıni
iç, dahili, içrek, gizli
alim
ilim sahibi, çok bilgili
fevkalade
Alışılmış olandan ayrı, olağanüstü, beklenmedik, görülmedik, işitilmedik 2. Aşırı, çok fazla / çok iyi, muhteşem "Babası çocuğun bu hayallerinden dolayı fevkalade müteessir oluyor, ona hiçbir sanat da öğretemiyordu." - A. H. Çelebi
tellal
bir şeyi halka duyurmak için çarşıda, pazarda yüksek sesle bağıran kimse, çağırtmaç
hayrat
Halkın yararlanması için yapılan okul, çeşme, hastane vb. yapı / Sevap kazanmak için yapılan iyilik (hayır kelimesi ile benzer)
optimist
İyimser, pesimist karşıtı
epidemi
Salgın
diyanet
Din kurallarına tam bağlı olma durumu / din
laminant / laminat
Yapay reçine çözeltisi emdirilmiş kağıtların üst üste konularak, sıcak preslerde basınç altında sıkıştırılması ile elde edilen malzemeye laminat denir.
diyaliz
Vücut sıvılarındaki istenmeyen maddelerin yarı geçirgen zar aracılığıyla vücuttan uzaklaştırılması temeline dayanan bir çözümleme veya arıtma yöntemi
losyon
Deri ve saç bakımında kullanılan alkollü veya alkolsüz, kokulu sıvı
peyderpey
Azar azar, bölüm bölüm, yavaş yavaş
hakeza
Bunun gibi, böyle, aynı şekilde
stepne
yedek tekerlek (araçlarda bulunan) / Motorlu taşıtlarda janta takılı şişirilmiş lastiği ile birlikte yedek olarak bulundurulan tekerlek, yedekteker. 2. Güç durumlarda sorunları çözen kimse.
feribot
Feribot veya arabalı vapur, taşıt araçlarının taşınmasında kullanılan vapurların genel adıdır
höyük
Toprak yığını, küçük tepe // Tarih boyunca türlü nedenlerle yıkılan yerleşme bölgelerinde, yıkıntıların üst üste birikmesiyle oluşan ve çoğu kez içinde yapı kalıntılarının gömülü bulunduğu yayvan tepe
zoka
Aldatıcı şey, tuzak, hile // Büyük balıkları tutmakta kullanılan, küçük balık biçiminde, ucu iğneli kurşun parçası
işportacı
sergici, İşporta ile mal satan satıcı
çapa
Tarlalarda toprağı işlemek için kullanılan ağaç veya demir saplı kazı aracı / ayrıca bkz: gemi çapası/çıpası (gemicilerin sembolü): Gemilerin dalgalara, akıntılara kapılarak yer değiştirmemesi için suya atılan, zincirle gemiye bağlı bulunan, ucu çengelli ağır demir araç, çipo, demir
katır
Atgillerden, kısrak ile erkek eşeğin çiftleşmesinden doğan melez hayvan 2. sıfat Kaba, bayağı, görgüsüz (kimse)
kuyum
Değerli metal ve taşlardan yapılan süs eşyası
zürriyet
Döl, soy sop, sulp 2. Çocuk
moloz
Toprak ve kireçle karışık taş kırıntıları, yapı döküntüsü, inşaat atığı 2. sıfat Değersiz, işe yaramaz (şey veya kimse)
tezek
sığır dışkısı 2. Sıkışmış, kuru toprak parçası, kesek
müsvedde
Yazı taslağı, karalama 2. Bir şeyin kötü benzeri "Anne değil ki anne müsveddesi."
muharrem
Ay takviminin birinci ayı, aşure ayı, matem ayı (ay takvimi: kamer takvimi)
akrilik
Akrilik, döküm tekniği ile üretilen %100 akrilik esaslı bir yüzey kaplama malzemesi. Kullanım alanı son derece geniş.
sabi
Küçük çocuk
sübyan
Çocuklar
zade
Oğul, evlat
billur
Bazı cisimlerin aldıkları geometrik biçim / Kesme cam, kristal / Duru, temiz ve akıcı / Koç yumurtası (arapça)
sarkaç
Durağan bir nokta çevresinde ağırlığının etkisiyle salınım yapan hareketli katı cisim, rakkas, pandül (ipe bağlı bilye düşünün)
politeizm
Çok tanrıcılık
incitmebeni
Kanser
perçin
İki veya daha çok levhayı birbirine bağlamak için geçirilen çivinin, ezilerek baş durumuna getirilen ucu
peşkeş
Hediye, armağan / Yaranmak amacıyla uygunsuz olarak verilen şey
arş
İslam inanışına göre göğün en yüksek katı / "Yürü" komutu (askerlik) (bkz: marş)
aç-biilaç
Aç ve bakımsız bir biçimde
döşek
Yatak / Gemi gövdesinde, su basıncı, çarpma, karaya oturma vb. durumlarda darbeleri karşılayabilecek, yük ve makinelerin ağırlığına dayanabilecek dirençteki yapı gereci
kandil
İçinde sıvı bir yağ ve fitil bulunan kaptan oluşmuş aydınlatma aracı
tımar
Binek hayvanlarının kıllarını, derisini temizleme / Ağaç bakımı / Yara bakımı / (evde vb) ortalığı toparlamak (isim Farsça tīmār)
mandıra
Koyun, keçi vb. süt veren hayvanların barındırıldığı, süt ve süt ürünlerinin elde edildiği yer
hımbıl
Uyuşuk, tembel
antikor
Vücuda giren antijenlere karşı oluşan bağışıklık proteini (bkz: anti-corpse)